romantik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
romantik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ağustos 2015 Cumartesi

Kitap Yorumu + Altı Çizililer- Süper Dadı- Betül Güçlü


YORUMUM:

İçinizi ısıtacak sımsıcak bir kitap… Yazarın da deyişiyle sevgi kokan bir kitap bu. Okurken yüzünüzden  gülümsemenin eksik olmayacağını garanti ediyorum. Yazarın dili akıcı, kitabın nasıl bittiğini anlayamayacaksınız. Kitabın içten duygularla Yazıldığı o kadar belli ki… Betül Güçlü’nün diğer kitaplarının çıkmasını merakla bekliyorum. 5/5 veriyorum.

 ALINTILAR:
Erkeklerin çoğu Akın abisi gibiydi. Öküz, kendini beğenmiş ve salak.
***
Annelerin dostu, babaların düşmanı… O bir fenomen, o bir kaka temizleyicisi, o bir kusmuk savaşçısı, o bir kahraman… O bir süper dadı!
***
Dadıya âşık olmakmış, o nereden çıktı şimdi?
***
“Elbette onlar gibi değilsin sen… Sen şefkatlisin. Çocuklarıma nasıl davrandığını görüyorum, senin gibi bir adam insanı yarı yolda bırakmaz.”
***
Çocuklarından sonra kendisi de süper dadılarına hayran olmuştu.
***
Bu eve geldiğinden beri dünyanın en mutlu insanıydı.
***
Biyolojik bağa gerek yoktu, böyle hissetmek için. Efran bu çocukların babasıydı! Beril kabul etmese bile, onu istemese bile bu değişmeyecekti bu. Geçirdikleri her günde ilmek ilmek işlenmiş bir sevgiyle bağlanmıştı çocuklara. Bu eve geldiği gün amacı Beril’in kalbini kazanmakken âşık olduğu kadın iki küçük hediye vermişti ona. İkizlere öğrettiği her şeyde nasıl gururlandığını, onların gülümsemesinde kalbinin nasıl büyüdüğünü düşündü. İşte bu yüzden, Efran bu çocukların babasıydı.
***
Her haliyle güzeldi bu kadın. Gülerken, kızarken, ağladığında bile…
“Beril,” diye fısıldadı duygularının ağırlığıyla. “Ben hayatımda hiç bu kadar korkmadım,” dedi yutkunarak. “Kimse için böyle bir sevgi beslemedim ben. Bu çocuklar öylesine işlemiş ki kalbime, sevgileri öyle bürümüş ki içimde… Ona bir şey olacak diye aklım çıktı.” Sevdiği kadının durgun bakışları yerini gülümseyen gözlere bırakırken, iki iri damla parıldadı gözlerinde. Efran ani bir dürtüyle ona sarıldığında başını omzuna gömdü Beril. “Teşekkür ederim,” diye fısıldadı içtenlikle.
Çocuklarını bu kadar sevdiği için teşekkür ediyordu, kendisine böyle güzel baktığı için teşekkür ediyordu. En önemlisi de bu kadar dürüst olduğu içindi bu teşekkür. Beril’in ihtiyacı olan tek şeydi dürüstlük. Birine her şeyiyle güvenmeye ihtiyacı vardı kadının. Onu iki çocukla yalnız bırakan yalancı, düzenbaz bir adamdan sonra huzurlu, güven veren bir ilişki istiyordu artık.
***
Bir çocuk daha ne kadar cana yakın olabilir, her hareketiyle insanın kalbine dokunabilirdi ki?
***
Beril bu adama âşık olmuştu. Onun şefkatine, merhametine âşık olmuştu genç kadın. Anlayışlı gözlerine, kendisine bakarken umutla titreyen göz bebeklerine âşık olmuştu.
***
Pişmanlık, dalga dalga tüm benliğine yayılırken keşkeler sardı dört bir yanını.
***
Öylece baktı adama. Boş boş. Hiçbir duygu kırıntısı barındırmadan. Rol yapmaya alışkındı Beril. Hayal kırıklıklarını insanlardan gizlemeye, iyiymiş gibi davranmaya alışkındı. Efran onun donuklaşan gözleriyle dehşete düşmüştü. Birkaç dakika öncesinde kendisine gülümseyerek bakan kadının gözünden düşüşünü izliyordu adeta. Onun aşk kırıntılarıyla dolu bakışlarını görmüşken, şimdi nasıl katlanırdı bu boş gözlere?
***
“Ne zaman akıllanacaksın?”  diye kızdı kendine. Mantığını ne zaman geri plana atsa kalbi kırılıyordu.
***
“Vay anasını,” dedi hayranlıkla. “Adamdaki aşka bak! Çocuk bakıcısı olmuş seni kazanabilmek için , Allah’ım çok romantik!”
***
Ufacık bir şeye bile bakışları ve samimiyetiyle öyle büyük anlamlar katıyordu ki, ne kadar kızsa da onu sevmemek imkânsızdı.
***
“Kalbimdeki yeriniz öyle büyük ki bu sevginin kalbime nasıl sığdığına, nasıl olup da beni öldürmediğine şaşırıyorum.”
***
En yakın kız arkadaşlar gerekirse kafasını duvara sürterek öğrenmeliydi arkadaşına ne olduğunu.
***
Kıskanmak, kıskanılmak, sevmek güzel şeydi… Hele de böyle bir adamı…

13 Şubat 2015 Cuma

Kitap Tanıtımı - Ünlü Aşk- Burcu Bahtiyar

ARKA KAPAK: 
O bir Türk. O bir kadın. O bir bodyguard. O ünlü film yıldızı Can Taker'ın seksi, havalı, belalı takıntısı...

KAREN YAĞIZ… 25 yaşında. Gençliğinin baharında. Ve hep yapmak istediği işi yapıyor, çünkü bu işte iyi! Ancak işinde hareketi sevse de, özel hayatı içler acısı derecede sıradan, rutin ve sıkıcı... Aslında Karen, bu sıkıcı ve rutin hayatından da memnun. Fakat her şeyin bir kırılma noktası var. Karen bir anda kendisini iki yakışıklı erkek tarafından kuşatılmış olarak buluyor!

CAN TAKER… O bir dünya starı. Kadınlar onunla birlikte olmak için yarışıyor ama onun peşinde olduğu tek bir kadın var; şımarık bodyguardı.

TOPRAK ise Karen'in en yakın arkadaşı, dostu... O olmadan geçen bir günü bile olmadı.

İki erkek, iki aşk, üstüne bir de suikastçı bir psikopat!
Karen için hayat bundan sonra diken üstünde bir maceradan ibaret…

4 Şubat 2015 Çarşamba

Kitap Tantımı- Yorumu- Alıntılar ve Müzikler- Aşk-ı Felek - Cassie Mae

ARKA KAPAK:
Âşık olmak için küçük bir yardıma ihtiyaç duyan herkese ithaf edilen bu hikâyede Kayla en yakın arkadaşının sevgilisi, okulun popüler çocuğu Talon'a çılgınlar gibi âşıktır. Onu ilk o görmüştür ancak en yakın arkadaşı Reagan ondan önce davranmıştır. Kayla'nın bu duygularını sadece Wesley bilmektedir. Wesley, Talon'ın en yakın arkadaşıdır ve Reagan'a âşıktır. Wesley ve Kayla aşklarına ulaşmak için beraber çalışmaya karar verir.

"Cassie Mae'nin kitapları zevkli kaçamaklarımdan biri haline geldi. Zevkli çünkü kim romantik komedi okumayı sevmez ki? Kaçamak çünkü kitabı okurken tüm sorumluluklarımı bir kenara bırakıyorum. Ne? Bulaşık mı var?"
-Pauline Creeden-

"Kesinlikle Aşk-ı Felek'e bayıldım. Sevimli, eğlenceli, kaçık ve etkileyici..."
-The Shadow Realm-

"Kısa ve çok lezzetli bir hikâye arıyorsanız o zaman doğru yerdesiniz!"
-Dark Faerie Tales-

"Mae, beni tüm hikâye boyunca kıkır kıkır güldürdü. Yarattığı karakterler eşsiz ve eğlenceli."
-Book Nerd-
Sayfa Sayısı: 280
Baskı Yılı: 2015
Dili: Türkçe
Yayınevi: Pena Yayınları

YORUM:
Aman Allah’ım. Cassie Mae, sen nasıl bir insansın? Şu an abartısız kadına gidip sarılmak ve “Sakın yazmayı burakma!” diyesim var. Harika ötesi, bir kitap. Hâlâ etkisindeyim.
Tamam, sakinim. Efenim, biraz kitabımızdan bahsedecek olursak bir aşk dörtgenini konu alıyor. Esas kızımız Kayla, en iyi arkadaşı Reagan’ın sevgilisi Talon’a çocukluğundan beri delice âşıktır, hatta ilk o görmüştür. Ama bunu kimseye söyleyemez. Velhasıl Reagon ve Talon sevgilidir. Birde Wesley var. Wesley, Talon’un en yakın arkadaşıdır. Wesley de Reagon’a çılgınlar gibi âşıktır. Wesley ve Kayla sevdikleri insanları elde edebilmek için güçlerini birleştirirler. Peki, amaçlarına ulaşabilecekler midir?
Kahkahalarımın ve ufak çaplı sinir krizlerimin eksik olmadığı bir kitaptı. Şu andan itibaren Cassie Mae benim favori yazarlarımın arasında. Kitap artık daha da güzel olamaz derken yazar beni ters köşeye yatırdı. Ve mükemmel bir sonla bitirdi. Şimdiye kadar okumadığım için çok pişmanım. İyi ki okumuşum.

ALINTILAR:
“Talon Reagan’ı seviyor, Reagan Talon’ı seviyor, ben Talon’ı seviyorum, Wesley Reagan’ı seviyor. Dilbilgisi yönünden pek de doğru olmayan bu cümlede ne kadar çok Reagon ve Talon geçtiğini fark ettiniz mi? Dediğim gibi işler biraz karışık! Biz en iyi arkadaşlarının sevgililerine âşık iki kişiyiz.”
***
“Güldü ve vücudumu bir ateş kapladı. Ah, o gülüşü yok mu! Dünyadaki en iyi ikinci sesti, ilki ise adımı söylemesiydi.”
***
“Sanırım şu doğru bir deyiş: Izdırap çekenlerin birlikteliği dertlerin ağırlığını azaltır.”
***
“Iphone’da yumruk atma özelliği olsa ne de güzel olurdu.”
***
“Bazen yüzleşmeye hazır olana kadar gidecek başka bir yere ihtiyacınız vardır”
***
Elime aldığım bir avuç dolusu karı sıkıştırarak top haline getirdim ve başına dikildim, ıskalamam mümkün değildi.
“Son sözlerin?”
Başını çevirdi ve parmağını bana doğru salladı.
 “Buna pişman olacaksın.”
***

“Ona kızgın değildim. Sadece kendime kızıyordum.”
***
“Lanet olsun Kayla. Daha fazla dayanamayacağım.  Seni onunla görmeye katlanamıyorum.”
***
“Benim sorunum bu tür şeyleri sözlü olarak ifade etmeyi bir türlü beceremiyor olmamdı. Bana bir günlük verin ve tüm içimi dökeyim. Ona konuşabildiğim tek insan olduğunu söylemek istedim. Onunla birlikte olduğum her seferde deliler gibi güldüğümü…”
***
“Kayla, sadece bu konuya bir açıklık getirmek için… Seni istiyorum.”
***
MÜZİKLER:






23 Kasım 2014 Pazar

Kitap Tanıtımı- Yorumu ve Alıntılar- Belalı Düğün

ARKA KAPAK:
Abby Abernathy beklenmedik bir şekilde Bayan Maddox olmuştu. Abby ve Travis'in bir anda ortadan kaybolarak, Vegas'ta evlenmeleri hakkındaki her şey bir sırdı… 

Şimdiye kadar Abby neden Travis'e bir anda evlenme teklif etmişti? Düğünden önce neler yaşanmıştı? Bütün bunları başka kim biliyordu? Ve en önemlisi Travis ve Abby için gerçekten bir mutlu son var mıydı? Tatlı Bela ve Ayaklı Bela hayranlarının tüm soruları bu kitapta cevaplanıyor!
YORUM:
Merhaba bu kitap Jamie Mcguire’ni  Bela Serisi’nin üçüncü kitabıdır. Eğer bundan önceki iki kitabı okumadıysanız, bu yorum büyük spoiler içerir.
Abby ve Travis’in, Ayaklı Bela’da yangından kurtulup apar topar Vegas’a gidip evlenmesinin ardındak, nedeni hepiniz merak etmişsinizdir. Yazar bu kitabıyla aklımızdaki soru işaretlerini siliyor.

Bu seri sevdiğim seriler arasında bir numara! Düğünün arkasındaki nedeni ve Travis’in tatlı heyacanlarını okumak inanılmaz keyifliydi. Bu seriyi sevenlerin bu kitaba da bayılacağını düşünüyorum. Keşke hiç bitmese derken yazar ‘Tatlı Sır’ adlı kitabıyla Maddox kardeşlerden Trent’in hikayesini ele alıyor. Tatlı sır şu an satışta!
ALINTILAR:
“Korktuğum tek şey sensiz bir hayat, Güvercin.”
***
“O zaman korkacak bir şey yok,” dedim. “Biz sonsuza dek beraber olacağız.”
***
“Seninle tanıştığım ilk andan itibaren sen de ihtiyacım olan bir şeyin olduğunu anlamıştım. Şu işe bak ki sende olan bir şey değilmiş. Senmişsin.”
***
O benimdi ve ben de onun. Eğer bu hayatta bir şey öğrendiysem, o da sadece bu iki gerçeğin önemli oluşuydu.
****
“Bu işe yarayacaktı. Evlenecektik, Travis’in orada olmadığına dair bir tanığı olacaktı ve her şey yoluna girecekti. Of, Tanrım. Lanet olsun, kahretsin. Ben evleniyordum.
***
Abby Abernathy bir şeyiyle meşhurdu: Aklından geçeni okumanın hiçbir yolunun olmamasıyla.
***
“Güvercin, sen artık Bayan Maddox oldun. Hayatımda hiç bu kadar mutlu olamamıştım!”
***

“Boynunu öpüp tenindeki tuzun tadını aldım. “Haklı çıktın,” dedim. Travis bana bakmak için merakla başını kaldırdı. “Benim ilk son öpücüğüm oldun.”

***
“Seni ölesiye seviyorum, Güvercin.”
***
“Dünyamı alt üst ettin ve ben de yeni bir başlangıç yapma şansı yakaladım… Tıpkı kıyamet gibi.”
***
“Galiba tatlı bela tatlı bir düğüne dönüştü, ha?”



Kitap Tanıtımı ve Yorumu- Aşık Kim?

ARKA KAPAK:

Nehir; yirmi iki yaşına kadar ikiz kardeşi Irmak'ın ihtişamlı varlığının gölgesinde kalmış, sade ve duru güzelliğine tezat duygusal ve karmaşık kişiliğe sahip bir genç kız… "Biliyor musun, senin vakti gelince açacak bir gonca olduğunu düşündüm hep ve bence artık vakti geldi, Nehir. Bunu daha fazla uzatmanın anlamı yok. Kendine güvenmeli ve tüm güzelliğinle açmalısın. Ayrıca titreyip durmaktan da vazgeç. Bırak karşındakiler titresin."O iflah olmaz bir hayalperest, umutsuz bir romantik. Mükemmel erkeği bekleyecek kadar saf olmasa da, kendi için mükemmel olanı bekleyecek kadar inatçı ve kararlı… 

Bakışlarını gökyüzüne çevirip, umutla parlayan aya baktı. Ve kendi kendine mırıldandı. "Acaba bir gün kendi peri masalımın başrolünü oynayacak mıyım?" Fakat konu erkekler, daha doğrusu Mert olduğunda, tam anlamıyla inatçı ve sivri dilli cadının teki oluyor…"Ne kadar edepsizsiniz, Mert Bey!" "Elimde değil Nehir Hanım, sizi görünce edepli halimden eser kalmıyor!"

Mert; istediğini elde etmeye alışmış, genç, hırslı ve başarılı bir iş adamı. Aşka inanmayıp, evliliği aileler arasında bir çeşit iş anlaşması olarak görüyor... Evlilik, Mert için görevden başka bir şey olmayacaktı. Asla aşk evliliği yapmayacağını biliyordu. Zamanı geldiğinde, çıkarları doğrultusunda en uygun seçimi yapacağından şüphesi yoktu. Yine de önünde Nehir'e doyacağı uzun bir süre vardı. O, âşık olduğu kadına sahip olmak için her şeyi göze alabilecek derecede çılgın, ama onunla evlenmek istemeyecek kadar katı mantıkla hareket eden bir erkek…

"Ah, yani âşık olacak kadar özelim ama evlenecek kadar değil. Öyle mi? Neden? Yeterince zengin olmadığım için mi?" Mert'in Nehir'den vazgeçmeye niyeti yok. Nehir'in ise mükemmelden daha azına razı olmaya… Aşk, tutku, iniş ve çıkışlarla dolu bu ilişkideki çekişmeleri sonlandıracak hangisi olacak dersiniz? Aşk mı, mantık mı?
YORUM:
Onlar ikizlerdi Nehir ve Irmak. O kadar zıtlardır ki birbirlerinden. Hem görünüş hem de huy olarak. Süslü, vurdumduymaz, istediğini elde eden sarışın Irmak ile sade, hoşgörülü ve naif esmer güzeli, uzun simsiyah saçlarıyla Nehir. Bir gün yılbaşını geçirmek için arkadaşlarıyla ve kuzeniyle birlikte tatile çıkmaya karar verirler. Peki, orada Nehir hayalini kurduğu kendi masalını bulabilecek midir?
Mert’in hayatta istediği her şey olmuştur. Genç başarılı ve hırslı bir iş adamıdır. Şu anki hedefi ise Nehir’dir. Peki, her kuşun eti yenir mi Mert Efendi?

“Bana Prenses Deme!” kitabıyla tanıdığım Vefa Enver’in son kitabı “Aşık Kim?” okumasam olmazdı. Bütün Vefa Enver kitaplarını getirin bana! Vefa Enver hakkında aklımdan kötü şeyler geçiyor. Mesela onu bir odaya kapatıp iki haftada bir kitap çıkartması için zorlayabilirim. Şaka bir yana tadı damağımda kalan romanlardan biri oldu. Kesinlikle tavsiyemdir, okuyun ve okutun!

22 Kasım 2014 Cumartesi

Kitap Tanıtımı ve Yorumu- Bana Prenses Deme!

ARKA KAPAK:
Hırs, tutku, kıskançlık ve nefret duyguları arasında beklenmedik bir biçimde filizlenen muhteşem bir aşkın hikâyesini okumaya hazır mısınız? 

Babasının biricik prensesi, dünyalar güzeli Nil, bir gün cici kız olmaktan sıkıldığına karar verip çocukluğundan beri âşık olduğu Murat'ı tavlamanın yollarını ararken, kalbini âşık olmayı en son umacağı erkeğe kaptırır. 

Aşka inanmayan bir erkek olarak uzun soluklu ilişkilerden kaçınan ve herhangi bir şeye karşı alışkanlık geliştirmek fikrinden nefret eden Yiğit için yenilik, değişiklik, farklı tatları keşfetmek hayatının temel zevkleridir. Ansızın karşısına çıkan Nil'i tecrübesiyle baştan çıkarırken, bu oynadığı oyunda hayatının ve kalbinin kontrolünü tam anlamıyla ona kaptıracağından habersizdir.

Baş döndürücü güzellikte, masum ve tecrübesiz bir genç kızın, aşk oyunlarını teker teker öğrenişini gülümseyerek okuyacak ve âşık olduğunu sandığı erkek ile nefret ettiğini sandığı erkek arasında bocalarken, gerçek aşkı keşfedişine tanık olacaksınız.

YORUM:
Dünyalar güzeli babasının biricik kızı Nil, babasının yanında çalışan Murat’a çocukluğundan beri âşıktır. Murat’ın nişanlı olması Nil’in ondan vazgeçmesi için yeterli değildir. Nil, Murat’ı yani ilk ve tek aşkını tavlamak için şirkette babasının yanında stajyer olarak(çünkü Nil daha okuyor ve 19 yaşında) çalışmaya başlamak ister. Tek amacı Murat’a yakın olmaktır. İlk iş gününde ise babasının yanında kendini beğenmiş, yakışıklı ama bir o kadar da ukala olan Yiğit ile karşılaşır. Yiğit’ten anında nefret eder. Peki, sizce büyük aşklar nefretle mi başlar? 
Kendimi Boğaz Köprüsü’nden atmak istiyorum. Nasıl daha önce Vefa Enver okumamış olabilirim? Geçen zamanıma yazık! Neyse ne demişler geç olsun da güç olmasın! Sonunda Romantik Komedinin Kraliçesi ile tanıştım. Yazarın diline âşık oldum. Hani alışveriş listesi yazsa okurum dediğimiz yazarlar vardır ya, Vefa Enver’de artık benim o yazarlarımdan artık. Çooooooook başarılı. Romantik komediye bayılıyorsanız ya da bu türe yeni başlamak istiyorsanız bu kitap tam da size göre! Kesinlikle okuyun, okutun!

Kitap Tanıtımı- Ismarlama Bebek

ARKA KAPAK:
Bir masal kahramanı kadar yakışıklıydı belki! Sıcacık bakışlarıyla, tecrübeli yürekler için bile tehlikeliydi. Aşkı hiç tanımayan vahşi bir kıza göre ise, engellenemez iradesiyle tutkulu bir zorbaydı o...

Korunaklı hayatına büyük bir cesaretle dalmıştı. Ondan çılgınca şeyler istiyordu bu uzun adam... Öncelikle kollarından kaçamayacağı gerçek bir evlilik...Ve annesine benzeyen güzel bir bebek...İsyan eden kalbini istemiyordu belki! Ama...Her an göğsünden koparıp alacak kadar da fırsatçıydı.

Zoraki de olsa evlenmeyi kabullendi... Ve ısmarlama bebeği için ona boyun eğdi. Ama delicesine ağrıyan kalbi için...sonuna kadar mücadele etmeye kararlıydı! Tüm korkusuyla aşka karşı dirense de... ne yazık ki bu tatlı despottan nefret etmek, baştan çıkarıcı öpücüklerini sevmemek kadar zordu!

İki inatçı yüreğin heyecan dolu savaşında, sizi aşk ve tutku dolu sayfalara bağımlı kılacak, kaybedenin olmadığı bir FMArsal romanı daha!
YORUMU ÇOK YAKINDA!

Kitap Tanıtımı- Erken Rüya Zamalar

ARKA KAPAK:
Yarım kalan aşklar, tamamlanmamış cümleler gibidir. Bir hıçkırığa düğümlenmiş itiraflar, bastırılmak zorunda kalınan hevesler, gönderilmemiş, hatta kaleme dahi alınmamış, yürekten yüreğe yazılan mektuplar, saklanmış duygular, beklenmedik bir veda, zor anlar, zor yıllar…

Ayrılık…
Oysa, söylenecek ve yaşanacak ne çok şey vardı daha. Aradan geçen yıllar, onların aşklarını güçlendirmekten başka bir işe yaramamıştı. Birbirini kıyamete kadar sevmek için yaratılmış olan Eser ve Nehir için de, cümle tamamlanmamıştı henüz.

Sağ elimle kalbimin üzerine dokundum. Sanki gerçekten de var olan bir yaraya değiyordum. Yavaşça, usulca, aşkla… Ah, kalbim! Bedenimin en iflah olmaz, en söz dinlemez, en laf anlamaz yeriydi. Başkasına dilsizdi, kördü, sağırdı. Sadece Eser oturmuştu oraya ve bir dağ kadar yüksek, bir dağ kadar ağırdı. 

Sen hep oradaydın Nehir. Gittim sandığında bile ben seni bırakmadım. Yumdum avuçlarımı, sakladım sıcaklığını… Kader bu, biliyorum. Bu, elinde değil insanın. Sevdaların her biri birbirinden farklı. İçerikleri, derinlikleri, hissetme şiddetiyle doğru orantılı. Benimki bir depremdi, bir iç sarsıntısı. Bir vurgun, bir kalp yarılması. Seni gördüğüm gün başladı. Her yaşımda, her yılımda azalır sandım, umdum ama olmadı.
YORUMU ÇOK YAKINDA!

Kitap Tanıtımı- Aşk Kanatları

ARKA KAPAK:
Bazı aşklar derin izler bırakır. Çekip gitmek yetmez unutmaya.

Kerem, gözlerinin içindeki ışıltıya yakalandığı an tutulmuştu Bade'ye… Bade aşktı… Hayattı… Nefesti… Ateşe dokunmaktı… Ona bakmak bile, ateşe âşık bir pervane gibi yanmayı kabul etmek demekti.

Bade her hücresiyle âşıktı Kerem'e… Hiç kimse onun gibi ürpertemezdi yüreğini, titretemezdi benliğini. Ancak Kerem'in korkuları, Bade'nin güvensizliği, ayrılığı davet etmişti aşklarına Ama ayrılmak, aşktan vazgeçmek değildi. Aşk bitmiyor, tutku dinmiyor, yürek söz dinlemiyordu…

Bade'nin yenemediği gururu ve vazgeçemediği inadıyla savaşabilecek miydi Kerem? Bir savaş mıydı ki aşk? Mutlu olmak için, diğer yarısının peşinden koşmalı mıydı insan? Susmak yerine, haykırmalı mıydı aşkı?
YORUMU ÇOK YAKINDA!

Kitap Tanıtımı- Dikkat Aşk Çıkabilir

ARKA KAPAK:
Birbirlerinden nefret eden iki insandı onlar… Ama evlendiler! Uslanmaz bir asosyal olan İlkim'in hayatındaki tek amaç başarılı bir bilim kadını olmaktır. Onun modayla, makyajla işi yoktur ve gözlüğünün ardındaki dünyada ders notlarıyla mutludur. 

Evlenmek için hayallerinin profesörünü beklerken, karşısına tehlikeli, kaba, bilimden anlamayan, öfkeli bir işadamı çıkar. Martin Turner… Bu Amerikalı adamla asla evlenmemesi gerektiğini bilse de, muhteşem kariyerinin anahtarının onun ellerinde olması işleri rayından çıkaracaktır. Genç kız, ilk andan beri koşarak kaçmak istediği bu yakışıklı ve karanlık adama, hayatının tüm ideallerini çiğneyerek tutkuyla çekilirken, ilk kez gerçek bir kadın gibi hissetmeye başlar.

Ve genç adam, gizli çıkarları uğruna evlendiği bu kızı Amerika'ya götürdüğü gün ondan kurtulma planları yaparken, sessiz karısı hayatının merkezine yerleşir. Aşk, nefreti gölgesi gibi takip ederken, bu nefretten bir aşk doğabilir mi? Peki ya sırlar açığa çıktığında gerçek aşk yalanlara direnebilir mi?
YORUMU ÇOK YAKINDA!

19 Kasım 2014 Çarşamba

Duygu- Tanıtım- Yorum ve Alıntılar

ARKA KAPAK

Anne sıcaklığı, baba emniyeti olmayan bir dünyada ayakta kalmaya çalışan kırılganlık abidesiydi Duygu. Üç yoldaşı vardı onu taşıyan. "Develerim" derdi onlara. O develer ki İstanbul'un en arızalı tipleriydi. Her ne kadar bela makinesi olsalar da Duygu için tek bir gerçek vardı;

"Bekir candı, Ali kandı, Sedat aşktı." 

Ve hayat onlar için bir duadan ibaretti. İyiyim…iyiyiz… biz hep iyi oluruz. Güçlü olmayı en zorlu yollarda öğrenmiş dev bir çınardı Sedat. Hayatta yorulmuş, aşktan ?çoktan vazgeçmişti. Yüreğini ördüğü çelik duvarlar arasına saklamış acımasız bir adamdı o. Acılarla ?atılmış düğümlerin arasında filiz verebilir miydi aşk? Meleği şeytana döndürüp, şeytanın ruhunu ele geçirebilir miydi aşk?


YORUM
“Bekir candı, Ali kandı, Sedat aşktı.” Sadece bu cümle grubu bile kitabı anlatmaya nasıl da güzel yetiyor. Duygu… Karanlık ve zor dönemler geçirmiş güzel, iyi kalpli bir kız… Onun karanlığına ışık olmuş Sedat… Ona kardeş, abi, baba, yurt olmuş Bekir ve Ali…
Üçünü de felek bir şekilde araya getiriyor. Hepsinin geçmişle ilgili bir sıkıntısı var. Ama bu onları daha da çok birbirlerine bağlıyor. Kimi zaman kardeşçe kimi zaman aşkla…
Normalde pek Türk yazar okumayı özellikle de roman türünde sevmem ama Işıl Abla karakterleri o kadar canlı yazmış, o kadar canlı anlatmış ki Duygu- Sedat- Ali- Bekir dörtlüsünün gerçekten olduğuna inandım bir an. Işıl Abla okuyucularıyla sıcak bir ilişki kuruyor. Bazen ağlatıyor bazen de kahkahaya boğuyor. Bekir’in babacan tavırlarına, Ali’nin çapkınlığına, Sedat’ın baskıcılığına hayran kaldım.  Modern zamanın Robin Hood’ları  olan bu üçlünün yaptıklarına  önce şaşırsamda bu onları sevmeme engel olamadı. Kısacası iyi ki okudum. Kesinlikle tavsiye ediyorum. Kitabın kapağında da yazdığı gibi tam bir Türk Masalı…
Size güzel bir haberim var. Şahsen ben çok sevindim . Kitabın devamı niteliğindeki Ali’m satışta! Ve yorumu da en yakın zamanda blogda! Hoşça kalın;)

ALINTILAR

“Aşk bir kere girdi mi kanına, zehir gibi yayılır  damarlarına… Bir kısır döngüdür aşk… Döner durur, kalbinden kanın her bedenine yayıldığında…”
***
“Ben onun neyiydim, hâlâ bilmiyorum ama o benim evim, yurdum, yaşamaktan korkmadığım her şey olmuştu.”
***
“Benim hayatımdaki erkeklerin nesi vardı? Ya da soruyu şöyle değiştirmem gerekiyordu. Erkeklerin nesi vardı? Bir anları bir anlarına tutmuyordu.”
***
“Sizinkinin aşk olduğuna emin misiniz? Çünkü aşk bir insanı her şeyiyle kabullenmektir”
***
“Seni son nefesimi verene kadar seveceğim”
***
“Sevmek çok zormuş, canım yanıyor.”
***
“Seni öperken bile özlüyorum ben.” Deyip dudaklarımı bulması saniyeler sürdü.






28 Eylül 2014 Pazar

Seninle- Yorum


Nell Hawthorne çocukluk arkadaşı Kyle Calloway'e âşıktır. Aşkları hiç bitmeyecek gibidir. Ancak bir gece Kyle trajik bir kaza sonucu hayatını kaybeder ve bu kaza Nell'i tamamen değiştirir. Kyle'ın cenazesinde Nell, ilk defa Kyle'ın kardeşi Colton'la karşılaşır ve her ikisi de Kyle'ın yokluğunda hayatlarına yeni bir yön çizer. Yıllar sonra bu ikili tekrar karşılaşır; bu sefer bu karşılaşma onları hiç tahmin edemeyecekleri tatlı bir çıkmaza götürecektir.
***
Kyle ile Nell birbirlerinin her bakımından ilkleridir. Birbirlerine deli gibi âşıklardır. Kyle bir gün talihsiz bir kaza geçirir ve ölür. Cenazeye ise ailenin kötü evladı Kyle’nin abisi Colton gelir. Colton ve Nell, Kyle’nin cenazesinde karşılaşırlar ve birbirlerinden çok etkilenirler. Aradan iki yıl geçer fakat Colton ve Nell birbirlerini unutamamışlardır. Bir gün bir parkta Colton ve Nell karşılaşırlar ve… Ne olucak dersiniz? Devamı için kitabı okumalısınız ;)

İnanılmaz bir aşk hikâyesiydi, daha ilk sayfalarından beni kendine bağladı. Kitabın sonunda yer alan ‘Adı Geçen Şarkıların Çalma Listesi’ ne ise bayıldım. Hem ağlattı hem güldürdü. Colton’a âşık oldum. Kesinlikle ama kesinlikle okumanız gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum J


2 Ağustos 2013 Cuma

Kitap Tanıtımı: Ejderin Aşkı

Kitabın adı: Ejderin Aşkı Kitabı çeviren:Alp Levi Yayinevi:Ephesus Kitabın türu:Fantastik,Romantik Sayfa sayısı:391Kitap puanım:5/5 İnsana dönüşebilen ejderhaların tutkulu aşk oyunlarıyla alev alacaksınızKalbi bir ejderhaya, şehvetiyse kibirli bir şövalyeye aitti.

Bir gün bunların bir araya gelebileceğini kim hayal edebilirdi ki?

Despot ağabeyini öldürmenin peşindeki Kanlı Annwyl, kaderin onu sürüklediği olayların ortasında aşkı ve tutkuyu keşfediyor.

Kanlı Annwyl gibi bir lakaba sahip olmak, kadın bir savaşçı için de olsa, hiç kolay değildir. Erkekler ya korkuyla titrer ya da saygıyla selam verir.

Ama arada sırada bir erkekle, Yok edici Feraghus'la konuşabildiği gibi konuşabilmeyi arzulamaktadır.

Fakat ne yazık ki Fearghus bir ejderhadır. Büyük, pullu ve ölümcül.

Fearghus'un onu savaş için eğitmek üzere ayarladığı sert, küstah şövalyeye karşı uyanan duygularından çok farklı bir şekilde, Annwyl onunla kendini güvende hisseder. Günlerini onu vahşi, kuvvetli bir arzuyla dolduran adamla dövüşerek, gecelerini ise bir köyü sadece nefesiyle yıkabilecek sihirli bir varlıkla geçirerek harcayan Annwyl, hayatın daha da garipleşemeyeceğinden emindir.



Okuduğum fantastik kitaplar arasından ejderhaların ana karakter olduğu ilk kitaptı ve açıkça söylemek gerekirse çok güzeldi.Kitabımız iki kısımdan oluşuyor. Birinci kısmın ismi:Ejderha Ailesi. Esas kızımız Kanlı Annwyl. Cesur,öfkeli olduğunda gözü kimseyi görmeyen hiç kimseye boyun eğmeyen hatta bir ejderhaya bile ve üvey abisinden nefret eden- haklı sebepleri var- bir kız. Esas oğlanımız Fearghus ise bir ejderha!Geceleri Annwyl ile görüşürken ejderha gündüzleri ona kılıç egitimi veren akıllara zarar derecede yakışıklı bir şövalye. Ve ikisinin arasındaki şehvete bağlı çekim dayanılmaz . Yazarın dili mükemmel sade ve akıcı sizi gereksiz tasvirlerle sıkmıyor.Ayrıca ejderha kardeşler ardındaki ilişki bir harika özellikle Gwenvael karekterine hasta olucaksınız benden söylemesi. Kitabın ikinci kısmının adı ise:Ateşler ve Zincirler. Kitabın bu kısmında ejderha kraliçe ve ejderha kralı anlatılıyor.Prenses Rhiannon o bir ejder-cadı ve annesinden nefret ediyor haksız da sayılmaz yani annesi onu sırf ondan daha güçlü diye öldürmek istiyor. Bercalak... İnanılmaz yakışıklı ejderha askerlerin komutanı ve her ne kadar Prenses onu sevmese de o ona deli gibi aşık. Birde Ellitonvari zincir olayı var😁😁😁Not: kitap +18 içerik ve küfür içermektedir!!!😊