book etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
book etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Şubat 2015 Salı

Kitap Tanıtımı- Yorumu ve Alıntılar - Güz Sonrası- Servet Saygınoğlu

ARKA KAPAK:
"Unuttum demeler baştan sonra hikâye... Kim, neyi unutabilmiş ki? O'ndan ayrıldıktan sonra istersen onlarca kişi ile sevgili ol, hatta aradan yıllar geçsin ve evlenip çoluk çocuğa karış... Başkasının elini tuttuğunu gördüğünde, şuranda bir şey düğümlenecek... Söylenen bütün sözler unutulur, bütün mektuplar yakılır; ama hissedilen hiçbir şey unutulmaz. Giden, eli boş gitmez; alır gider... Bir şeyler bırakmaz mı dersin? Bırakır... Hiçbir şey bırakmadı, desen de mutlaka bir şarkı bırakmıştır ve ne yaparsan yap, o şarkıya rastlayacaksın."

Servet Saygınoğlu, Güz Sonrası'nda gündelik hayatın,sıradan insan üzerindeki etkilerini anlatıyor. Özgürce ve tutkuyla... Hiçbir şey unutulmuyor. Servet Saygınoğlu da unutulmayan her şeyi kalemiyle ölümsüzleştiriyor. 

Güz Sonrası, hiç kimsenin iyileri sevmediği ve kalıcı görünmediği bir dünyada, aydınlığa ve daha güzel günlere dair bir ses...

YORUM:
Deneme severler buraya! Servet Sarıoğlu tam sizlik bir kitap yazmış. O içimizden biri. Fikirlerini, gördüklerini anlamış kitabında. Bazılarına karşı çıksam da çoğunu doğru buluyorum. Soğuk Kahve tadında ama daha da toplumsal görüşlere sahip bu kitabı, deneme seviyorsanız muhakkak okumalısınız. Alıntılar bölümünde kitaptan sevdiğim kısımları bulabilirsiniz.
ALINTILAR:
“Dilinin bekçisi, aklının sözcüsü, vicdanının hizmetçisi ol!”
***
“Öfkeliyken karar,  mutluyken vaat, üzgünken cevap verme…”
***
“Kalbi temiz insanlar, hatalarının bedelini henüz yutkunmadan öderler.” Yaptığın bir yanlış sonrasında hemen canın yanıyorsa kendinle gurur duy. Başına gelen, senin için doğru yoldan ayrılmamanı emrediyor.
***
“Güzel bakıp güzel görmek var, sakince, usul usul…”
***
“Ve biliriz ki insanı yaşatan sadece ektiği tohumlar değil, aynı zamanda açtığı yollardır da…”
***
“Mutluluk, onlarca şehir uzaklığında olan bir dost gibidir. Fakat mutsuzluk, gölgemiz misali bizi takip eder.”
***
“Gidersen… Ya sen gitme ya… Nereye gidiyorsun ki…”
***
“Zaman değiştikçe insan mı değişiyor? İnsan, zamanı mı değiştiriyor?”
***
“Gönülden seven sevdiğine kızmaz, sitem eder.”
***
“Daha önce dediğim gibi; umurumda değilsiniz, umurunuzda olmadığımı biliyorum. Karışmasın kimse bana. Ben öğrendiklerimin hepsini yalnızlığımdan, mutsuzluğumdan öğrendim.”
***
“Vakit, boşa harcanacak bir şey değildir.”
***
“Ya olmalı sonuna kadar, ya da hiç geçmemeli uzağından.”
***
“Ben her şeyi hatalarımdan öğrendim.”
***
“İçinde fırtınalar kopsa da karşısındaki insana her şey yolundaymış gibi davrananlar, kavgasını kafasının içinde yaşayanlar, yarasına devayı etrafta değil kimseye sezdirmeden kendinde arayanlar… İşte onlar ender insanlardır; kıymeti bilinesi, her fırsatta yüzü görülesi ölesiye sevilesi…”
***
“Beyninizin et parçası hâlinde kalmasına izin vermeyin. O, çok işe yarıyor.”                  
***
“Aslında insanlar seni hayal kırıklığına uğratmıyor. Sadece sen yanlış insanların üzerinde hayal kuruyorsun.” demiş, Montaigne Amca…
***
“İnsan olmak değil, insan kalmak büyük meziyet azizim.”
***
“Oysa kadın, adama değil sevgisinin ziyan olmasına ağlıyordu.”
***
“Sevginin de ölçüsü vardır, fazlasını verirsen harcarlar.”
***

“Çünkü giden, kendisi ile beraber kocaman bir yaşamı da alır gider.”

2 Şubat 2015 Pazartesi

Kitap Tanıtımı- Yorumu ve Alıntılar - Mehmet Akif ve Ben- Nejla Sakarya

ARKA KAPAK:
Mehmet Akifi tanıyor musun?
Tanımıyorsan bile İstiklal Marşını duymuşsundur değil mi?
Bu kitapla Mehmet Akifi pek çok yönüyle tanıyabilir, zamanda yolculuk ediyormuşçasına keyif duyabilirsin.
Bu yolculukta Asım da sana eşlik edecek. Asım kim mi?     
Belki sen, belki de ben...

Akifi ve Akifin dönemini keşfe hazırsan, sayfalar seni bekliyor!
YORUM: 
Asım’a öğretmeni Mehmet Akif Ersoy’u araştırma ödevi verir. Bizim Asım ilk burun kıvırsa da ödevini kabul eder. Peki, Asım’a ödevinde yardımcı olacak kişi kim dersiniz? Tabii ki Mehmet Akif. Mehmet Akif’i kendi ağzından tanımaya hazır mısınız? Öyleyse buyurun okumaya.
Bu kitap bir gençlik (7-13 yaş diyebilirim) kitabı. Gençlik kitapları okumayı sevmenin yanında bu kitabı 7’den 70’e herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü maalesef toplumumuz Mehmet Akif hakkında pek bir şey bilmiyor. Onu her yönüyle tanımak istediğim için bu kitabı okudum ve zerre kadar pişman değilim. Bir o kadar da eğlendim. Kitapta Mehmet Akif’in şair-yazar arkadaşları edebiyatımızın duayenlerinden de azda olsa bahsediyor. Kitabın içindeki çizimlerde çok hoş. Puanlama yapacak olursam beş üzerinden beş verdiğim bir kitap. NUR İÇİNDE UYU MEHMET AKİF.
ALINTILAR:
“Babam Tahir Efendi ilim sahibi biriydi. Fatih müderrislerindendi. Erkenden kalkar; bizi yıkar, salebimizi pişirip içirir; kız kardeşimin saçlarını elleriyle tarar ve bizi mektebe gönderirdi. Bizi bir defa bile dövmedi; dayağın terbiye yöntemi olmadığına inanırdı. Zaten biz onun bir bakışıyla hizaya gelirdik.”
***
“Bugün benim için değerli olan ne varsa, çocukluğumda yaşadığım şeylerin etkisiyledir. O günlerden bana çok hoş izler, hatıralar kaldı.”
***
“Anladım ki Mehmet Akif çok çalışkandı ve çalışkanları seviyordu.”
***
“Bu arada anlatmaya devam ediyordu: Sadece güreşte değil, ayrıca yüzmek, atlamak, taş atmak ve koşmakta birinciliği kimseye vermezmiş. Anladım ki Mehmet Akif çok iyi bir sporcuydu ve spor yapanları çok seviyordu.”
***
“Doğru bellediğin bir yolda yalnız gideceksin.”
***
“Annem söylemişti; insan sevdikleri onları üzdüğü için üzülür ve kırılırmış.”
***
“Anladım ki Mehmet Akif hem insanlara değer veriyor hem de kendisine değer verenleri çok seviyordu.”
***
“Büyüklerin bu en klasik, sıkıcı, lüzumsuz sorusunu neden sordu ki şimdi bana? Derslerim nasıl?”
***
“Safahat Mehmet Akif’in bütün hayatıdır evlat.”
***
“Mehmet Akif kendini anlatmayı hiç sevmez. Boş konuşmayı da sevmez. Kendini anlat deseler, kendini övmekten korkar, konuşmaz. Ben anlatayım mı sana nasıl bir hayat Safahat olur? Safahat’ı yazan nasıl bir adamdır? Bir adam düşün ki vatanının ve milletinin azizliğini düşünmeden tek bir gece bile geçirmesin. Bir adam düşün ki dinini ve dilini her yerde anlatmak ve yaşamak en büyük derdi olsun. Bir adam düşün ki düşmanları bu memleketi arkadan vuran, rüşvet yiyen, çalışmayan ve hazır yiyenler; parası olduğu halde çocuklarını parasız mektepte okutanlar, yalan söyleyenler ve asalaklık edenler olsun. Bir adam düşün ki dostları hep dost olsun. Öyle dostlar seçerdi ki… Memleketin zor zamanlarında muhtaçlara yardım eden adam onun dostu olabilirdi. Memleketi için yılmadan, bıkmadan, usanmadan dünyanın neresinde olursa olsun, canla başla çalışanlar, elinin altında devlet hazineleri, imkânları varken rüşvet almayan ve hırsızlık yapmayanlar; doğru sözlü olan, sanatkâr olan, dinini dünya işlerinde menfaati için kullanmayanlar; Müslüman gibi yaşayıp Avrupalı gibi çağdaş olanlar onun dostu olabilirdi. Dinini, milletini nerede olursa olsun savunan ve çalışanlar, vefalı olanlar, sözünde duranlar, ikiyüzlü olamayanlar onun dostu olabilirdi. Yani ‘adam gibi adam’ olanlar onun dostu olabilirdi.”
***
“Anladım ki Mehmet Akif hem dostlarını seviyor hem de dostları tarafından seviliyordu.”
***
“Diyorduk : ‘Bir buçuk milyar!’ Meğer tek bir nefer yokmuş!
Bu hissiz toprağın üstünde mazlumine yer yokmuş!
Adalet şöyle dursun, böyle bir şeyden haber yokmuş!
Bütün boşlukmuş insanlık; Ne istersen, meğer yokmuş!
İlahi, altı yüz bin Müslüman birden boğazlandı…
Yanan can, yırtılan ismet, akan seller bütün kandı!
Ne masum ihtiyarlar süngüler altında kıvrandı!
Ne bikes hanümanlar işte, yangın verdiler, yandı!
Şu küllenmiş yığınlar hep birer insan, birer candı!
Sabahü’l-hayr-ı hürriyet, İlahi, leyl-i gün oldu;
Karanlık bir hezimet her taraftan ru-nümun oldu!
Şehamet gitti; gayret söndü; kudretler zebun oldu.
O mevca-mevc sancaklar ne müthiş ser-nigun oldu!
Sukutun dehşetinden kalb-i rahmet, belki, hun oldu;
Ezanlar sustu… Çanlar inletip durmakta afakı.
Yazık: Şark’ın semasından Hilal’in geçti işrakı!
Zaman artık Salib’in devr-i istilası, ilhakı.
Fakat, yerlerde kalmış hakların ferda-yı ihkakı.
Ne doğmaz günmüş ey acizlerin kudretli Hallak’ı!
İlahi, şer’-i masumun şu topraklardı son yurdu…
Nasıl te’yid-i kahrın en rezil akvama vurdurdu?
Evet, milletlerin en kahpesinden, üç leim ordu,
Gelip ta sinemizden vurdu, seyret hem nasıl vurdu:
Ki istikbal için çarpan yürekler ansızın durdu!”
***
“Anladım ki Mehmet Akif sadece çok güzel şiirler yazmıyor aynı zamanda şiirin iyisinden anlıyordu.”
***
“Gelememem için kar tipi kâfi değil; vefat etmem lazımdı. Çünkü geleceğim diye söz vermiştim.”
***
“Anladım ki Mehmet Akif hem vefalıydı hem de vefalı olanları çok seviyordu.”
***
“ Korkularımızı yenmemiz lazım Asım, kendimize güvenmemiz lazım.”
***
“Anladım ki Mehmet Akif hem milleti için çalışıyor hem de milleti için çalışanları çok seviyordu.”
***
“Anladım ki Mehmet Akif hem ümitli olmayı hem de ümitli olanı seviyordu.”
***
“Asım biliyor musun insanlar büyük bir kitaptır ve ilk bakışta anlaşılmazlar.”
***
“Durdum, düşündüm. Dost ne demekti? Kusurları hoş görmek miydi? Ya da görmezlikten gelmek olabilir miydi? Üzmeden söylemek olabilir miydi?”
***
“Arkadaşlık söz vermek değil, sözünde durmaktır.”
***
“İnsan nereye gitse kendini de götürüyor evlat! Galiba nerede yaşadığın değil, nerede yaşayamadığına üzülüyor en çok insan…”
***
“Pis insanları hayatı boyunca hiç sevmemiş. Bir de yalan söyleyenleri tabii… En çok bunlardan uzak dururmuş. Çünkü ona hep zararı olacağını bilirmiş.”



23 Kasım 2014 Pazar

Kitap Tanıtımı- Yorumu ve Alıntılar- Belalı Düğün

ARKA KAPAK:
Abby Abernathy beklenmedik bir şekilde Bayan Maddox olmuştu. Abby ve Travis'in bir anda ortadan kaybolarak, Vegas'ta evlenmeleri hakkındaki her şey bir sırdı… 

Şimdiye kadar Abby neden Travis'e bir anda evlenme teklif etmişti? Düğünden önce neler yaşanmıştı? Bütün bunları başka kim biliyordu? Ve en önemlisi Travis ve Abby için gerçekten bir mutlu son var mıydı? Tatlı Bela ve Ayaklı Bela hayranlarının tüm soruları bu kitapta cevaplanıyor!
YORUM:
Merhaba bu kitap Jamie Mcguire’ni  Bela Serisi’nin üçüncü kitabıdır. Eğer bundan önceki iki kitabı okumadıysanız, bu yorum büyük spoiler içerir.
Abby ve Travis’in, Ayaklı Bela’da yangından kurtulup apar topar Vegas’a gidip evlenmesinin ardındak, nedeni hepiniz merak etmişsinizdir. Yazar bu kitabıyla aklımızdaki soru işaretlerini siliyor.

Bu seri sevdiğim seriler arasında bir numara! Düğünün arkasındaki nedeni ve Travis’in tatlı heyacanlarını okumak inanılmaz keyifliydi. Bu seriyi sevenlerin bu kitaba da bayılacağını düşünüyorum. Keşke hiç bitmese derken yazar ‘Tatlı Sır’ adlı kitabıyla Maddox kardeşlerden Trent’in hikayesini ele alıyor. Tatlı sır şu an satışta!
ALINTILAR:
“Korktuğum tek şey sensiz bir hayat, Güvercin.”
***
“O zaman korkacak bir şey yok,” dedim. “Biz sonsuza dek beraber olacağız.”
***
“Seninle tanıştığım ilk andan itibaren sen de ihtiyacım olan bir şeyin olduğunu anlamıştım. Şu işe bak ki sende olan bir şey değilmiş. Senmişsin.”
***
O benimdi ve ben de onun. Eğer bu hayatta bir şey öğrendiysem, o da sadece bu iki gerçeğin önemli oluşuydu.
****
“Bu işe yarayacaktı. Evlenecektik, Travis’in orada olmadığına dair bir tanığı olacaktı ve her şey yoluna girecekti. Of, Tanrım. Lanet olsun, kahretsin. Ben evleniyordum.
***
Abby Abernathy bir şeyiyle meşhurdu: Aklından geçeni okumanın hiçbir yolunun olmamasıyla.
***
“Güvercin, sen artık Bayan Maddox oldun. Hayatımda hiç bu kadar mutlu olamamıştım!”
***

“Boynunu öpüp tenindeki tuzun tadını aldım. “Haklı çıktın,” dedim. Travis bana bakmak için merakla başını kaldırdı. “Benim ilk son öpücüğüm oldun.”

***
“Seni ölesiye seviyorum, Güvercin.”
***
“Dünyamı alt üst ettin ve ben de yeni bir başlangıç yapma şansı yakaladım… Tıpkı kıyamet gibi.”
***
“Galiba tatlı bela tatlı bir düğüne dönüştü, ha?”



22 Kasım 2014 Cumartesi

Kitap Tanıtımı- Aşk Kanatları

ARKA KAPAK:
Bazı aşklar derin izler bırakır. Çekip gitmek yetmez unutmaya.

Kerem, gözlerinin içindeki ışıltıya yakalandığı an tutulmuştu Bade'ye… Bade aşktı… Hayattı… Nefesti… Ateşe dokunmaktı… Ona bakmak bile, ateşe âşık bir pervane gibi yanmayı kabul etmek demekti.

Bade her hücresiyle âşıktı Kerem'e… Hiç kimse onun gibi ürpertemezdi yüreğini, titretemezdi benliğini. Ancak Kerem'in korkuları, Bade'nin güvensizliği, ayrılığı davet etmişti aşklarına Ama ayrılmak, aşktan vazgeçmek değildi. Aşk bitmiyor, tutku dinmiyor, yürek söz dinlemiyordu…

Bade'nin yenemediği gururu ve vazgeçemediği inadıyla savaşabilecek miydi Kerem? Bir savaş mıydı ki aşk? Mutlu olmak için, diğer yarısının peşinden koşmalı mıydı insan? Susmak yerine, haykırmalı mıydı aşkı?
YORUMU ÇOK YAKINDA!

19 Kasım 2014 Çarşamba

Duygu- Tanıtım- Yorum ve Alıntılar

ARKA KAPAK

Anne sıcaklığı, baba emniyeti olmayan bir dünyada ayakta kalmaya çalışan kırılganlık abidesiydi Duygu. Üç yoldaşı vardı onu taşıyan. "Develerim" derdi onlara. O develer ki İstanbul'un en arızalı tipleriydi. Her ne kadar bela makinesi olsalar da Duygu için tek bir gerçek vardı;

"Bekir candı, Ali kandı, Sedat aşktı." 

Ve hayat onlar için bir duadan ibaretti. İyiyim…iyiyiz… biz hep iyi oluruz. Güçlü olmayı en zorlu yollarda öğrenmiş dev bir çınardı Sedat. Hayatta yorulmuş, aşktan ?çoktan vazgeçmişti. Yüreğini ördüğü çelik duvarlar arasına saklamış acımasız bir adamdı o. Acılarla ?atılmış düğümlerin arasında filiz verebilir miydi aşk? Meleği şeytana döndürüp, şeytanın ruhunu ele geçirebilir miydi aşk?


YORUM
“Bekir candı, Ali kandı, Sedat aşktı.” Sadece bu cümle grubu bile kitabı anlatmaya nasıl da güzel yetiyor. Duygu… Karanlık ve zor dönemler geçirmiş güzel, iyi kalpli bir kız… Onun karanlığına ışık olmuş Sedat… Ona kardeş, abi, baba, yurt olmuş Bekir ve Ali…
Üçünü de felek bir şekilde araya getiriyor. Hepsinin geçmişle ilgili bir sıkıntısı var. Ama bu onları daha da çok birbirlerine bağlıyor. Kimi zaman kardeşçe kimi zaman aşkla…
Normalde pek Türk yazar okumayı özellikle de roman türünde sevmem ama Işıl Abla karakterleri o kadar canlı yazmış, o kadar canlı anlatmış ki Duygu- Sedat- Ali- Bekir dörtlüsünün gerçekten olduğuna inandım bir an. Işıl Abla okuyucularıyla sıcak bir ilişki kuruyor. Bazen ağlatıyor bazen de kahkahaya boğuyor. Bekir’in babacan tavırlarına, Ali’nin çapkınlığına, Sedat’ın baskıcılığına hayran kaldım.  Modern zamanın Robin Hood’ları  olan bu üçlünün yaptıklarına  önce şaşırsamda bu onları sevmeme engel olamadı. Kısacası iyi ki okudum. Kesinlikle tavsiye ediyorum. Kitabın kapağında da yazdığı gibi tam bir Türk Masalı…
Size güzel bir haberim var. Şahsen ben çok sevindim . Kitabın devamı niteliğindeki Ali’m satışta! Ve yorumu da en yakın zamanda blogda! Hoşça kalın;)

ALINTILAR

“Aşk bir kere girdi mi kanına, zehir gibi yayılır  damarlarına… Bir kısır döngüdür aşk… Döner durur, kalbinden kanın her bedenine yayıldığında…”
***
“Ben onun neyiydim, hâlâ bilmiyorum ama o benim evim, yurdum, yaşamaktan korkmadığım her şey olmuştu.”
***
“Benim hayatımdaki erkeklerin nesi vardı? Ya da soruyu şöyle değiştirmem gerekiyordu. Erkeklerin nesi vardı? Bir anları bir anlarına tutmuyordu.”
***
“Sizinkinin aşk olduğuna emin misiniz? Çünkü aşk bir insanı her şeyiyle kabullenmektir”
***
“Seni son nefesimi verene kadar seveceğim”
***
“Sevmek çok zormuş, canım yanıyor.”
***
“Seni öperken bile özlüyorum ben.” Deyip dudaklarımı bulması saniyeler sürdü.






28 Eylül 2014 Pazar

Seninle- Alıntılar

ALINTILAR

"Hayatta olman güçlü olduğunu göstermez; nefes almaya devam ediyorsundur. Acıya rağmen yaşamayı öğrenirsen güçlüsündür."
  ***
“Şimdide âşık olmayı beraber öğreniyoruz. Kimsenin ne dediği umurumda değil. Seni seviyorum, gelecekte bizimle ilgili ne olursa olsun seni her zaman seveceğim. Seni seviyorum ve sonsuza kadar da seveceğim.”
***
“Kyle gitmişti o zaman nefes almanın ne anlamı vardı?”
***
“Kyle ölmüştü. Beni kurtarmıştı ama kendisi ölmüştü. Hıçkırıklar yankılandı, yankılandı, yankılandı. Parçalanmış bir kalpten döküldü.”
***
“İçim bomboştu çünkü boşluk acıdan daha iyiydi.”
***
“Hissetmeme müsaade etmedim. Eğer hissedersem kırılacaktım.”
***
“ Yüz, akılda kalan, tanıdık, biçimli, Kyle’ınki gibi acı verici bir şekilde güzel ama daha haşindi. Daha yaşlı, daha sertti. Daha kabaydı. Daha az mükemmel, daha az heybetliydi. Uzunca kabarık, dağınık, yoğun, parlak ve kuzguni siyahtı. Bu Colton’dı. Kyle’ın beş yaş büyük ağabeyi Colton’dı.”
***
“Nell belaydı. Önemli bir hasar almıştı. İki kilometre uzunluğunda bir yük treni gibiydi. Ben de öyleydim.”
***
“Aynı şey değil. Sana acı vermenin benim acıma bir faydası olmaz.”
***

Yüzümü ellerimin arasına aldım. Çok tanıdık, çok sevgi dolu, çok yakındı. Kendimi tutamadım. “ Tam tersi. Seni koruyacağım. Başkalarından ve kendinden. Her zaman.”
***
“Birçok şeysin, Nell Hawthorne. Karmaşıksın. Tatlısın. Sevimlisin. Komiksin. Güçlüsün. Güzelsin.” Duygularla ve kelimelerle mücadele ediyor gibi görünüyordu. Devam ettim. “Istırap çekiyorsun. Canın yanıyor. İnanılmazsın. Yeteneklisin. Uzay kadar seksisin.”
***
“Kendimizi sadece kendimiz iyileştirebiliriz. İyileşmemize izin verebiliriz.”
***
“Öyle bir şey işte. Sen dudağını ısırıyorsun ya, ben o dudağı ağzıma almak ve dondurma gibi emmek istiyorum. Dudaklarını yalamak ve ısırmak, yerde kaybolup nefes nefese kalana, eriyene kadar öpmek  istiyorum.”
***
“Biz birbirimizi anlıyoruz, Nelly. İkimiz de sevdiğimiz birini kaybettik. İkimizin de yaraları, pişmanlıkları ve öfkesi var. Bunu birlikte başarabiliriz.”
***
“Ben sadece sana âşık olmuyorum Nell. Ben seninle aşka düşüyorum. Sen bir okyanussun, ben sana düşüyorum, senin derinliklerinde boğuluyorum. Senin de dediğin gibi bu bir bakıma korkutucu ama aynı zamanda şimdiye kadar yaşadığım en mükemmel şey. Sen şimdiye kadar yaşadığım en mükemmel şeysin.”
***
“Onu bulmak zorundaydım. Lanet olsun, buna mecburdum.”
***
Dudaklarına dokundum. “Şişşt. Seni seviyorum. Daima.”
***
O beni öpüyordu ve ben acıyı unutabiliyordum.
***
Ona âşıkken iyiydim ben.
***

17 Haziran 2014 Salı

Tesadüfen Aşk-Alıntılar

İnsan kime âşık olacağını bilebilir mi? Tümüyle tesadüfte ömür boyunca kimi seveceğimiz! Hatta insan en tutkunu aşkını asıl, sevdiğini sanıp yanıldığını anladıktan sonra yaşayabilir.
"Buselik" adlı ilk kitabıyla okurlarının beğenisini kazanan Başak Kızıltan, yeni romanında, kahramanı Yeşim'le tanıştırıyor okurunu. Bir basketbolcunun sadece maçlarda heyecanlanmadığını da Ayaz'la tanışarak öğrenebilirsiniz.İlk aşkın gerçek olup olmadığına, her sayfayı şaşırarak çevirirken siz karar verin! Çünkü kahramanlarımız Yeşim ve Ayaz pekâlâ siz ve sevgiliniz de olabilir.


ALINTILAR
''İnsanın kafasına bazen bir şeylerin dank etmesi gerekiyor.''
''Şairin dediği gibi 'Boğuluyorum.'.''
''Yorgun kalbim seni düşünmekten...''
''Bir adam nasıl bir kadına bunca yıl aşık olur?Hem de ilk görüşte,onu tanımadan,dokumadan.Nasıl olur?''
''Hep yanlış adamlara aşık olmak zorunda mıyım ben?''
''Tesadüf diye bir şey yoktur,ilahi zamanlama vardır bence ve bu zamanlama da bize birçok kez yüzünü gösterdi Yeşim,diye araya giriyorum.Kesinlikle bu karşılaşmaların, tesadüflerin hayatın bize ipuçları olduğunu düşünüyorum.''
''Senden tek bir söz istiyorum,lütfen sadece benim yanımda ol,benimle ol hep.''
''O sırada Ayaz ile göz göze geliyorum.Bana öyle güzel bakıyor ki bu adama yeniden aşık olmamak elde değil.Bazen beş yaşındaki çocuk gibi,bazen koruyucu melek gibi,bazen deli aşık gibi, bazen de bildiğin kıro kamyon şoförü...Ben onun har halini seviyorum.''
''Peki.''Zaten peki'den başka verebileceğiniz cevap olmuyor.İçinizde çarpışan tüm duyguları,kelimeleri,sesleri sadece bir ''peki''ile özetleye biliyorsunuz...''Peki.''
                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                             

                                                                                                                                                                                                                                     

Tesadüfen Aşk-Yorum

İnsan kime âşık olacağını bilebilir mi? Tümüyle tesadüfte ömür boyunca kimi seveceğimiz! Hatta insan en tutkunu aşkını asıl, sevdiğini sanıp yanıldığını anladıktan sonra yaşayabilir.
"Buselik" adlı ilk kitabıyla okurlarının beğenisini kazanan Başak Kızıltan, yeni romanında, kahramanı Yeşim'le tanıştırıyor okurunu. Bir basketbolcunun sadece maçlarda heyecanlanmadığını da Ayaz'la tanışarak öğrenebilirsiniz.İlk aşkın gerçek olup olmadığına, her sayfayı şaşırarak çevirirken siz karar verin! Çünkü kahramanlarımız Yeşim ve Ayaz pekâlâ siz ve sevgiliniz de olabilir.


Tesadüflere inanır mısınız?Ben bu kitapla daha da çok inanmaya başladım.Ayaz ile Yeşim'in aşkı dillere destan ve bir o kadar da tesadüflerle dolu.Onlar aşklarıyla zorluklara göğüs gerip, üstesinden geliyorlar.
Kafamı taşlara vurup pişmanlığımı en derinden yaşıyorum.Neden mi?Şöyle söyleyeyim 'Ben bu kitabı daha önce neden okumamışım ki?'.Başak Hanım harikasınız!Keşke hiç bitmese de devamlı okusaydım,diyorum.Hem Ayaz'ın ağzından hem de Yeşim'in ağzından olayların anlatılması, duygularının paylaşılması çok güzel.Kitabı okurken zaman zaman gözlerim doldu fakat Ayaz'ın şebekliklerine kahkalarım daha fazlaydı.Ayaz'ın yakışıklılığına zaten diyecek sözüm yok:)Kısacası alınıp okunası ve tapılası bir kitap:)

15 Mart 2014 Cumartesi

ALINTILAR-DUBLİN CADDESİ

DUBLİN CADDESİ ALINTILAR

''Çarpık çarpık gülümsedi.Erkeklerin çarpık gülümsemelerinden nefret ediyorum.Böyle seksi olanlarından bile.'Hangisini daha çok sevdiğimi bilmiyorum...'dedi düşünceli düşünceli alnını ovuşturarak.'Çıplak seni mi,askılı bluzlu seni mi.90 değil mi?'Ne?Kaşlarımı çattım,ne dediğini anlamamıştım.Ve sonra dank etti.Öküz!''
''Evlilik taviz vermektir demişti...''
''Ama sen...Bence sen tam lafı saptırma ve serikanlı davranma ustasısın^Beni analiz etymeyi keser misin?^''
''İlişkiler bana göre değil Ellie.Hamurumda yok.''
''Kafasını salladı,düşüncelerinde kaybolmuş gibiydi.'Umarımbir gün değişir.Asla değişmeyecek.'Belki'''
''Mutlu mu?Ben mutlu değildim ki.Ben sadece güvendeydim.''
''Dublin Caddesi'ne taşınmak bu kadar kısa sürede neden hayatımı değiştirmişti?Çok şey değişmişti ama yeterince değişmemişti belli ki.Hala yalnızdım.Ama yalnızdım çünkü bunu ben istemiştim.''
''Ama gerçek çoğu zaman klişedir zaten.''
''Kitapların kokularına bayılıyordum.''
''Ancak bir Nicholas Sparks aşırı dozundan ölmeden önce en azından bu gece James Bourne kılığında kelle uçaran Matt Damon'ı seyretmeye yeminliydim.''
''Ve birilerini bu kadar düşünüyorsanız bu,beraberinde bir sürü abuk şeyi getiriyor.''
''Ah,şu mağara adamlığını sevdiğim için çok şanslısın,Branden Carmichael.''
''Kıskançlık çok korkunç bir şey;acısı en az kalp kırıklığı gibi insanı tüketen bir acı ve yalan değil,çünkü o an iki acıyı birden yaşıyordum.Sanki biri çıplak elleriyle kalbimi ve ciğerimi söküp çıkarmış,yerlerine taş koymuştu.''
''Hayatının aşkından ayrıldıktan sonra birinden hoşlanmazsın,değil mi?''
''Risk alıp kaybetmekten daha korkunç olan nedir biliyor musun?Başımı hayır anlamında salladım.Pişmalık Joss.Pişmanlık insanı mahveder.''
''Bazılarımız kıçına tekme yemeden bir şeyin farkına varmaz.''
''Shot through the heart,and you are to blame.You give love a bad name''
ŞARKILAR
La Rocca-Non Beliver

5 Mart 2014 Çarşamba

Kitap Tanıtımlarım-BÜYÜ DÜKKANI


Yazar:Yeşim Türköz
Yayınevi:EpsilonSayfa Sayısı: 136
Baskı Yılı: 2012
Dili: Türkçe
Yayınevi: Epsilon Yayınları

Büyü Dükkanı 
Hayatta en çok istediğiniz şey, hayattan alabileceğiniz en iyi şey midir? 
Epsilon Yayınevi, sizin de kendi gerçeğinizle karşılaşabileceğiniz Büyü Dükkanı’nda sizi bu soruya hazırlıklı olmaya çağırıyor!
Büyü Dükkanı, hayatta istenebilecek her şeyin var olduğu, mucizevi alışverişlerin gerçekleştiği bir mekandır. Ünü ülkenin dört bir tarafına yayılmış olan bu dükkana gelen müşterilerin tek bir hedefi vardır: Kendilerine her şeyin vaat edildiği bu yerden, hayatta en çok istedikleri şeyi almadan ayrılmamak...
Kimisi geçmiş yıllarını geri almak, kimi büyük bir aşk yaşamak, kimi de korkularından kurtulmak için oradadır. İsteklerine biçilen bedeli ödemeye çoktan hazırdırlar. Ancak Büyü Dükkânı’ndaki alışverişler kolay değildir. Çünkü usta satıcının bir kuralı vardır: Müşterisini dükkandan alabileceği en iyi şeyle göndermek... Yaşlı adam ile müşterileri arasında geçen sıkı pazarlıklar, hayata dair önemli sorgulamalar içermektedir.


16 Ağustos 2013 Cuma

9 Ağustos 2013 Cuma

Yeni Bebeklerim:)

Bayram harçlığımı topladım soluğu Akmar'da aldım:)Herkesin dilinden düşürmediği şu "Öküzü" merak ettim.Birde dillerden düşmeyen "Aynı Yıldızın Altındayı" çok merak ediyordum sonunda alabildim.Sizede oluyor mu bilmiyorum ama hala aklım alamadığım kitaplarda çok para lazım çok!!!:(