yorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Aralık 2015 Pazartesi

MASKELİ GÜNLÜKLER İLE OKUMA ETKİNLİKLERİ #3 FREZYA - LEMARİZ MÜJDE ALBAYRAK || KİTAP YORUMU






***
    Sevgili günlük,  bir kitap okudum ruhuma işledi…
                                                                        ***
YORUMUM:


Frezya… Bu kitap adı gibi orijinal! Klişe aşklar yok. Hepimizin başına gelebilecekler mükemmel bir kurguyla anlatılmış…  Ve o kadar içtenlikle yazıldığı belli ki…
Lemariz Müjde Albayrak’ın okuduğum ilk eseri Frezya oldu. Cansu’nun – nam-ı diğer Hacer’in- rakı beyazı rengindeki hikâyesi, Frezya. Cansu, suçsuz, günahsız bir Frezya… Timur ise kabadayılığın altına saklanmış yalnızlık…
Ve iki kişiliğin yolları kesişirse, ortaya harika bir kitap çıkar… İnsanın ruhuna işleyen…
Kitabı ne zaman başladım, ne zaman bitirdim inanın hiç haberim yok. Çok akıcı, sade ve gerçekçi bir dille yazılmış bir kitaptı.
Lütfen okuyun, inanın pişman olmayacaksınız…

Sevgili Lemariz Müjde Albayrak,
Tebrik ederim, günümüzde kadın şiddetine, cinsel istismar gibi herkesin cesaret edip yazamadığı, konuşamadığı kimisinin de görmezden geldiği bu konulara dair MUHTEŞEM bir kitap yazdığınız için…
Ve son olarak yazarımızın da dediği gibi:
Nefes alıyorsak, bir çıkış m muhakkak vardır…

6 Aralık 2015 Pazar

MASKELİ GÜNLÜKLER İLE OKUMA ETKİNLİKLERİ #1- Güneş Demirel- Şimdi Benimsin- Yorum



ARKA KAPAK:
Kötü bir başlangıçtı onlarınki. Ne Elif hak etmişti başına gelenleri, ne de Fırat istemişti böyle olmasını. Bir gecede hayatlar değişmiş, hayaller yıkılmıştı... Zaman unutturabilir miydi kötü anıları? Affedebilir miydi günahı? Haksızlıkların en büyüğünü yaşayan Elif, ailesi tarafından dışlanırken, felaketi olan insanlar tarafından sarıp sarmalanır. Her geçen gün nefret ateşiyle bilense de, hayata tutunmaya çalışır.

Fırat ise pişmanlıkları ve vicdanı ile savaşırken, Elif'in masumiyetine ve güzelliğine yenilir. Gün geçtikçe ilmek ilmek her hücresine işler Elif. Artık Fırat için hayatın amacı, affedilmek ve kara sevdasına karşılık bulabilmektir. İki töre mahkûmunun hayat yolculuğuna eşlik ederken, hem yüreğiniz acıyacak, hem de dev bir aşka tanık olacaksınız.

Sayfa Sayısı: 564
Baskı Yılı: 2015
Dili: Türkçe
Yayınevi: Ephesus Yayınları
YORUMUM:
Bazı yazarlar vardır öyle bir mükemmel yazarlar ki büyülerine kapılıp, o kitabın içinde buluverirsiniz kendinizi. Güneş Demirel’de öyle yazarlardan…
Fırat ile Elif’in tabir-i caizse karmaşık hikâyesini anlatıyor ‘Şimdi Benimsin’.
Bir hata ve kararan dünyalar…
Çok fazla yazarsam spoiler vermekten korkuyorum. Kısacası okunacak listenize bu kitabı da ekleyin!
Bu arada aldığım haberlere göre ‘Şimdi Benimsin’ i    TV’de de göreceğiz… 

11 Mayıs 2015 Pazartesi

Kitap Tanıtımı ve Yorumu- Aşk-ı Lâl- Sebahattin Ceylaner

ARKA KAPAK:

İçinde Maneviyat ve Sırlar Saklı Gizemli Bir Aşk Öyküsü…

Dile gelen tüm sözler art arda sıralandığında, üç harfin yan yana gelip de anlatabildiğini anlatır mı? Üç nokta yan yana geldiğinde fark edilir, sonsuzluk deryasının taze serinliği. Anlaşılır ki O'nu anlatmaya dil çaresiz…

Üç nokta gibi gelir üç harf yan yana ve anlatır sonsuzluğu, sonsuz nuru. Tek bir şart arar; nasıl ki sonsuzluğu anlatan üç noktanın kudreti suskunluğundan gelir, öyledir işte... Sonsuzluğu anlatacak yegâne kelam, dile değmeden dolaşır gönülleri.


Bi-lâl ve Lâl… Yana yakıla arayışlardan geçip yanmak derdine düşen iki yâren…

YORUMUM:
Hayat Yayınları Kitapseverleri Hayata Aşkla Dokunmaya Davet Ediyor!

Hayat Yayınları,  “Aşkla Dokun Hayata” serisi kitapları ile okuyucularını aşkın ayrılıktan kavuşmaya, hüzünden coşkuya kadar tüm duygularını taşıyan bir yolculuğa çıkarıyor.
Hayat Yayınları’nın, Aşkın tüm renklerini kapsayan "Aşkla Dokun Hayata”  serisinin kitapları ''Aşk-ı lal'' - ''Elifname'' - ''Herşeyi Allahtan İste'' - ''Aşk-ı Leyla'' - "Bana Aşkımızı Anlat” – “Aşk-ı Rana" “Yalnızca Rabbine Yönel” ve "Gülsima Ağlama Ne Olursun" çıktı. Ben şimdilik 2 tanesini okudum sanırım diğerlerini de alacağım...
Aşk, insanoğlunun kalbinde hala şarkılarını söylemeye devam ediyor.  Siz de Hayata Aşkla Dokunmaya Var mısınız?
Büyük bir yazar olmak isteyen Bilâl bu zorlu yolda pişmek için neler yapacak? Peki ya Lâl’in bu yoldaki tek derdi ne? Hayat Yayınları’ndan sürükleyici bir roman. Kapağı da oldukça hoş. Püsküllü ayracı da gayet güzel. Birkaç saat içinde bitirebileceğiniz bu romanı pişmek isteyen kişilere önerebilirim. 

24 Şubat 2015 Salı

Kitap Tanıtımı ve Yorumu- Bir Şans Daha- Müjde Aklanoğlu

ARKA KAPAK: 
Hayatta her zaman herkesin ikinci bir şansı olmalı derler! Ya hatayı yapanı affetmek istemezsen! Onun hatası senin sonunun başlangıcı olursa, dönüşü olmayan yollara, çıkışı olmayan sokaklara dönerse?..

Çok sevsen ve aldatılsan, sevmekten vazgeçer misin? Ya da, her şeyi bırakıp onu affeder misin? Peki, ya kader?..

Sen istemesen de, onu tekrar hayatına soksa ve seni imkânsız sınavlarla sınasa!.. Sen ne yaparsın? İkinci bir şans verir misin? Yoksa yok sayar, geçer misin? O, hayatının kararını vermek zorunda. Kendisi için değil, kendinden olan için. Peki, ya kalbi? Kalbi bunu affedebilir mi? Sevgi her şeye yeter mi? Çok sevdi ve aldatıldı. Hem de en mutlu olduğu anda…

Sizce İkinci Bir Şansı, herkes hak eder mi?
YORUM:
Öncelikle bu yorumumu taslaklarda nasıl unuttuğuma hâlâ inanamıyorum. Bugün kontrol ederken gördüm ve başımdan kaynar sular indi. Bu yüzden herkesten özür diliyorum.  Kitabın kalın olması sakın sizi korkutmasın. Çünkü çok akıcı bir dili var. Kurgusu ise çok gerçekçi. Bazen Hazan’a çıldırmamak elden değildi ama yine de hepsini çok sevdim. Kısacası bu kitabı mutlaka okumalısınız. Müjde Abla’nın diğer kitaplarını okumayı sabırsızlıkla bekliyorum.  Bir insanın kalbi güzel, kendi güzel olunca kitabı da hâliyle ‘muhteşem’ oluyor. Kalemin yazmayı, yüzün gülmeyi hiç bırakmasın ablacım

23 Kasım 2014 Pazar

Kitap Tanıtımı- Yorumu ve Alıntılar- Çırılçıplak


ARKA KAPAK:
Çırılçıplak bir tutku. Gizlenen gerçekler. Unutmayacağınız bir aşk.

Londra Üniversitesi'nde sanat eğitimi alan Amerikalı bir öğrenci ve yarı zamanlı bir fotomodel olan Brynne Bennet, yaşadığı trajediye rağmen hayatını yeniden bir düzene sokmuştu. Ta ki başarılı işadamı Ethan Blackstone, Brynne'in çıplak fotoğrafını satın alana kadar...

Ethan, Brynne'i yatağında istiyordu ve onu orada tutmak için ne gerekiyorsa yapmaya hazırdı. Onun dominant karakteri, Brynne'i hem çekiyor hem de korkutuyordu. Ancak bu ilişkide sırlar söz konusuydu. Hem de oldukça büyük sırlar… Ethan'ın ona duyduğu tutku, Brynne'i kurtarmaya yetecek miydi; yoksa aralarındaki sırlar ikisini de yok mu edecekti?



YORUM:
Brynne Bennet yaşadığı trajediye rağmen hayata tutunmak ister bunda kimsenin yardımını almak istemez. Bu yüzden üniversitede okurken yarı zamanlı fotomodellik yapar. Hayatı ise Ethan Blackstone’ın çıplak fotoğrafını satın almasıyla değişir.
 Ethan Blackstone; onun her şeyden haberi vardır ve istediklerini elde etme konusunda ustadır. Başarılı CEO, Brynne’yi istemektedir. Ve bunun için elinden geleni ardına koymayacaktır. Sırlarla dolu bir ilişki, nasıl olur dersiniz?
Grinin Elli Tonu’nu seven, Christan Grey’i seven herkesin Ethan Blackstone’da bayılacağına adım gibi eminim. Dominat Ethan’a âşık olacaksınız. Kitap öyle bir sonla bitiyor ki, çıldırmamak elde değil. Ama size güzel bir haberim var, serinin ikincisi şu an çeviride. Ben bu seriye tek kelimeyle âşık oldum!

Bu arada Yabancı Yayınları’nın kalitesine ve ayraçlarına bayıldığımı söylemeden edemeyeceğim.

ALINTILAR:

“İnsanların arasındayken,  Ethan tam bir centilmendi ve kendini tutuyordu fakat kapalı kapılar ardındayken? Dikkat et!”
***
“Ethan dokunmaya meraklıydı, eğer yapabiliyorsa sürekli dokunuyordu.”
***
“O anda bütün sorularımın cevabını biliyordum. Ethan’ı seviyor muydum? Evet. Onu seviyordum.”
***
“Bana yalan söylemişti ve artık ona güvenemezdim. Beni sevdiğini söylemişti. Âşıklar bunu mu yapardı? Yalan mı söylerlerdi?”
***

“Başarısızlığa mahkûmdum. Bunu biliyordum. Ethan’ı asla unutmayacaktım. Asla.”

Kitap Tanıtımı ve Yorumu- Aşkın Müziği

ARKA KAPAK:
Vegas'ta geçireceği gecenin sabahını hiç de böyle planlamamıştı… Evelyn Thomas'ın yirmi birinci doğum gününü Las Vegas'ta kutlamak gibi büyük planları vardı. Ama kesinlikle akşamdan kalma bir halde banyo zemininde uyanmak, otel odasında son derece yakışıklı ve dövmeli yarı çıplak bir adamın varlığı ve parmağında King Kong'u korkutabilecek boyutta bir yüzük bu planlar arasında değildi. Bir de tüm bunların nasıl olduğunu bir hatırlayabilseydi…
YORUM:
Sarhoşken aptal şeyler yapabilirsiniz ama Evelyn aptallığının sınırlarını zorladı. Ne mi yaptı? O evelendi! Hem de sabah uyandığında hakkında hiçbir şey hatırlamadığı yakışıklı, kaslı ve dövmeli bir adamla. Buyurun size alıntı:

“Bir dakika, bir dakika,” dedi, gözlerini kısıp bana bakarak.” Benimle dalga geçiyorsun, değil mi? Şaka bu.”
“Çok özür dilerim.”
İrkilerek geri çekildi. “Yani… Yani şu işi bir netliğe kavuşturalım. Dün gece ne yaptığımızı hatırlamıyorsun, öyle mi?”
“Hayır,” dedim, yutkunarak. “Dün gece ne yaptık?”
“Evlendik! Kahretsin. Evlendik!” diye kükredi.


Hey millet, hayatınıza bu harika seri için de yer açın. Şahsen ben açtım ve bir gram bile pişman değilim. Bir kurgu bu kadar güzel olabilir mi? Demek oluyormuş. Pop starların da gerçekten âşık olabileceğini öğrendim bu seriyle ve de ne kadar kıskanç, sahiplenici olduklarını. Bu özelliklere bayıldım. Allah’ım bana da bir tane David ver! Hey hâlâ burada mısınız? David ve Evelyn sizleri bekliyor.

Kitap Tanıtımı- Yorumu ve Alıntılar- Belalı Düğün

ARKA KAPAK:
Abby Abernathy beklenmedik bir şekilde Bayan Maddox olmuştu. Abby ve Travis'in bir anda ortadan kaybolarak, Vegas'ta evlenmeleri hakkındaki her şey bir sırdı… 

Şimdiye kadar Abby neden Travis'e bir anda evlenme teklif etmişti? Düğünden önce neler yaşanmıştı? Bütün bunları başka kim biliyordu? Ve en önemlisi Travis ve Abby için gerçekten bir mutlu son var mıydı? Tatlı Bela ve Ayaklı Bela hayranlarının tüm soruları bu kitapta cevaplanıyor!
YORUM:
Merhaba bu kitap Jamie Mcguire’ni  Bela Serisi’nin üçüncü kitabıdır. Eğer bundan önceki iki kitabı okumadıysanız, bu yorum büyük spoiler içerir.
Abby ve Travis’in, Ayaklı Bela’da yangından kurtulup apar topar Vegas’a gidip evlenmesinin ardındak, nedeni hepiniz merak etmişsinizdir. Yazar bu kitabıyla aklımızdaki soru işaretlerini siliyor.

Bu seri sevdiğim seriler arasında bir numara! Düğünün arkasındaki nedeni ve Travis’in tatlı heyacanlarını okumak inanılmaz keyifliydi. Bu seriyi sevenlerin bu kitaba da bayılacağını düşünüyorum. Keşke hiç bitmese derken yazar ‘Tatlı Sır’ adlı kitabıyla Maddox kardeşlerden Trent’in hikayesini ele alıyor. Tatlı sır şu an satışta!
ALINTILAR:
“Korktuğum tek şey sensiz bir hayat, Güvercin.”
***
“O zaman korkacak bir şey yok,” dedim. “Biz sonsuza dek beraber olacağız.”
***
“Seninle tanıştığım ilk andan itibaren sen de ihtiyacım olan bir şeyin olduğunu anlamıştım. Şu işe bak ki sende olan bir şey değilmiş. Senmişsin.”
***
O benimdi ve ben de onun. Eğer bu hayatta bir şey öğrendiysem, o da sadece bu iki gerçeğin önemli oluşuydu.
****
“Bu işe yarayacaktı. Evlenecektik, Travis’in orada olmadığına dair bir tanığı olacaktı ve her şey yoluna girecekti. Of, Tanrım. Lanet olsun, kahretsin. Ben evleniyordum.
***
Abby Abernathy bir şeyiyle meşhurdu: Aklından geçeni okumanın hiçbir yolunun olmamasıyla.
***
“Güvercin, sen artık Bayan Maddox oldun. Hayatımda hiç bu kadar mutlu olamamıştım!”
***

“Boynunu öpüp tenindeki tuzun tadını aldım. “Haklı çıktın,” dedim. Travis bana bakmak için merakla başını kaldırdı. “Benim ilk son öpücüğüm oldun.”

***
“Seni ölesiye seviyorum, Güvercin.”
***
“Dünyamı alt üst ettin ve ben de yeni bir başlangıç yapma şansı yakaladım… Tıpkı kıyamet gibi.”
***
“Galiba tatlı bela tatlı bir düğüne dönüştü, ha?”



Kitap Tanıtımı ve Yorumu- Aşık Kim?

ARKA KAPAK:

Nehir; yirmi iki yaşına kadar ikiz kardeşi Irmak'ın ihtişamlı varlığının gölgesinde kalmış, sade ve duru güzelliğine tezat duygusal ve karmaşık kişiliğe sahip bir genç kız… "Biliyor musun, senin vakti gelince açacak bir gonca olduğunu düşündüm hep ve bence artık vakti geldi, Nehir. Bunu daha fazla uzatmanın anlamı yok. Kendine güvenmeli ve tüm güzelliğinle açmalısın. Ayrıca titreyip durmaktan da vazgeç. Bırak karşındakiler titresin."O iflah olmaz bir hayalperest, umutsuz bir romantik. Mükemmel erkeği bekleyecek kadar saf olmasa da, kendi için mükemmel olanı bekleyecek kadar inatçı ve kararlı… 

Bakışlarını gökyüzüne çevirip, umutla parlayan aya baktı. Ve kendi kendine mırıldandı. "Acaba bir gün kendi peri masalımın başrolünü oynayacak mıyım?" Fakat konu erkekler, daha doğrusu Mert olduğunda, tam anlamıyla inatçı ve sivri dilli cadının teki oluyor…"Ne kadar edepsizsiniz, Mert Bey!" "Elimde değil Nehir Hanım, sizi görünce edepli halimden eser kalmıyor!"

Mert; istediğini elde etmeye alışmış, genç, hırslı ve başarılı bir iş adamı. Aşka inanmayıp, evliliği aileler arasında bir çeşit iş anlaşması olarak görüyor... Evlilik, Mert için görevden başka bir şey olmayacaktı. Asla aşk evliliği yapmayacağını biliyordu. Zamanı geldiğinde, çıkarları doğrultusunda en uygun seçimi yapacağından şüphesi yoktu. Yine de önünde Nehir'e doyacağı uzun bir süre vardı. O, âşık olduğu kadına sahip olmak için her şeyi göze alabilecek derecede çılgın, ama onunla evlenmek istemeyecek kadar katı mantıkla hareket eden bir erkek…

"Ah, yani âşık olacak kadar özelim ama evlenecek kadar değil. Öyle mi? Neden? Yeterince zengin olmadığım için mi?" Mert'in Nehir'den vazgeçmeye niyeti yok. Nehir'in ise mükemmelden daha azına razı olmaya… Aşk, tutku, iniş ve çıkışlarla dolu bu ilişkideki çekişmeleri sonlandıracak hangisi olacak dersiniz? Aşk mı, mantık mı?
YORUM:
Onlar ikizlerdi Nehir ve Irmak. O kadar zıtlardır ki birbirlerinden. Hem görünüş hem de huy olarak. Süslü, vurdumduymaz, istediğini elde eden sarışın Irmak ile sade, hoşgörülü ve naif esmer güzeli, uzun simsiyah saçlarıyla Nehir. Bir gün yılbaşını geçirmek için arkadaşlarıyla ve kuzeniyle birlikte tatile çıkmaya karar verirler. Peki, orada Nehir hayalini kurduğu kendi masalını bulabilecek midir?
Mert’in hayatta istediği her şey olmuştur. Genç başarılı ve hırslı bir iş adamıdır. Şu anki hedefi ise Nehir’dir. Peki, her kuşun eti yenir mi Mert Efendi?

“Bana Prenses Deme!” kitabıyla tanıdığım Vefa Enver’in son kitabı “Aşık Kim?” okumasam olmazdı. Bütün Vefa Enver kitaplarını getirin bana! Vefa Enver hakkında aklımdan kötü şeyler geçiyor. Mesela onu bir odaya kapatıp iki haftada bir kitap çıkartması için zorlayabilirim. Şaka bir yana tadı damağımda kalan romanlardan biri oldu. Kesinlikle tavsiyemdir, okuyun ve okutun!

22 Kasım 2014 Cumartesi

Alıntılar- Bana Prenses Deme!

Murat keyifli bir kahkaha attı. “ Senin de koca bir kibrin var küçük hanım. Seni ilk tanıdığımdan beri hep aynısın. Çok şey değişti ama bu özelliğin değişecek gibi görünmüyor.”  “Ben kibirli değilim, sadece açık sözlüyüm. Neden insanlar bunu yanlış algılama konusunda bu kadar ısrarcı, anlamıyorum.
***
Dostlar iyi ve kötü yönleriyle kabul edilmeliydi, değil mi? Dostluk bu demekti.
***
“Nefret çok tehlikeli bir duygudur Nil. Fazla uç sınırlarında dolanırsan, bir bakmışsın dengeni kaybedip aşkın içine düşmüşsün.”
***
Yiğit derin bir nefes alıp verdi.  “ Seninle ne yapacağız prenses?”
“Bana prenses deme!”
***
“Bir erkek o kadının aşkını fark edemeyecek kadar kör ise, kadının onun için kurduğu hayallere de, döktüğü gözyaşlarına da ‘yazık’ derim. İki insan birbirine karşı bir şeyler hissediyorsa, bunu değil kendileri çevrelerindeki herkes fark eder. İlk aşkın kıpırtıları bambaşkadır. Yaşayanlar kadar izleyenlere de müthiş bir coşku verir.”
***
Bundan nefret ediyordu. Bu kadar kolay kontrolünü kaybetmekten, bu adamdan… Nefret ediyordu. Nefretin tutku ile kol kola gezdiğini kim bilebilirdi ki? Hayatında yaşamayı, tanımayı hiç ummadığı türde bir tecrübeydi Yiğit’in ona teklifsizce sunduğu.
***
“Bir erkeğin yok çekiciliğine ya da zenginliğine aldanmamalısın. Hayatındaki en önemli kriterin saygı olmasına özen göster. Eğer sana saygı göstermiyorsa, niyeti sadece gönül eğlendirmekse bil ki, sonu gözyaşı ve üzüntüden başka bir şey getirmez.”
***
“Ne var bu adamda bu kadar sıra dışı Eda? Yaşı geçkin, zampara olması dışında!” Eda sırıttı.
 “Yaşı geçkin değil, bence çok ideal.”
“Yaşlı.”
“Olgun.”
“Ukala.”
“Kendinden emin.”
“Gösteriş meraklısı.”
“Çünkü varlıklı.”
Şu Eda’nın her şeye bir cevabı var yani, diye düşünerek arkadaşına sinir olmuştu. “Git kendine ayarla o zaman!”
Eda iç geçirdi. “Mümkün olsa yapardım.”
***
“Nil sen de bir gün öğreneceksin ki, bazı erkekler vardır ve onlar seni istediğinde senin ‘hayır’ deme şansın yoktur.”
***
Aşka inanmayan bir adama, aşkını anlatmaya çalışmanın imkânsızlığı altında ezildiğini hissetti.
***
“Hayat başkaları için feda edilemeyecek kadar değerli, başkaları ne düşünür diye yaşanamayacak kadar kısa.”
***
“ Ne dilediğine dikkat et prenses, gerçek olabilir.”
***
“Beyinleri ile değil de kalpleri ile düşünüp hareket ettikleri için böyle oluyor.”
***
“Vay be, arabaya bak!  Bu araba bende olacaktı ki, hiçbir kız bana hayır diyemezdi.”

Şebnem Hanım ters ters söylendi. “Zaten hiçbir kız sana hayır diyemiyor Eren ve açıkçası ben de nedenini anlayabilmiş değilim. Görünüşe göre yeni nesil kızların beyinleri mercimek tanesi kadar ancak”


***
“ O zaman ne söylemek istiyorsan açıkça söyle. Hayatta bir şeyler koparmak istiyorsan prenses, ne istediğini bilmeli ve karşındakine de bunu göstermelisin. Buna özür de dâhil.”
***
‘Sevip kaybetmiş olmak, hiç sevmemiş olmaktan iyidir,’ diyen her kimse, gerçekten âşık olmamıştı belli ki. Böylesine derin bir kalp acısı ile başka nasıl başa çıkılırdı ki?
***
Hiç kimse, hiçbir şey kalıcı değildir. Bağlanmak acıdan başka bir şey getirmezdi. İnsanlar sözler verir ve tutmazlardı.
***
Biliyor musun, bir yerde aşkın anahtar ve kilide benzetilişini okumuştum. Yıllarca doğru insanı ararken o kadar yanlış insan tanır ki kalbiniz, o denli yıpranır ki, sonunda doğru anahtarın kendisi bile kilidi açamayabilir, diyordu. Yıllarca aramama gerek kalmadan, onu buldum. Ama kaybettim. Şimdi bir ömür yanlış anahtara mı mahkûm olacağım. Kalbimin kapısı aralanmadan, derinliklerine dokunulmadan…
***
“Canım mı yanıyor? Kalbimin yerinden sökülüp çıkarıldığını tanımlamak için can yanması çok hafif kalır.”



17 Kasım 2014 Pazartesi

Yalnızlığın 'Sen' Tonu- Tanıtım, Yorum ve Alıntılar

ARKA KAPAK
"Sakin bir tondur... Bahar ayları gibi doğanın bedeni ezmediği bir tondur. Yaz gibi kavurmadığı kış gibi dondurmadığı, seni ezmeyen bir tondur. Duygularımla düşüncelerimin içimde birbiriyle ahenkle dans ettiği, bazen kavga ettiği ve sonunda fikirlerimin ortaya çıktığı tondur yalnızlık."
-Armağan Portakal-

YORUMUM
Sahi nedir yalnızlık? Neden insanlar onu bu kadar çok sever ya da ondan korkup kaçarlar? Size yalnızlık nedir? Peki, siz yalnızlığın hangi tonundansınız? Yalnızlığın “sen” tonunu yazmış Adem Metan. İçimizdeki yalnızlığı onun kaleme aldığı bu deneme türündeki kitabı okumaya ne dersiniz?

Kısa sözlerin bulunduğu bu kitabı deneme okurlarının seveceğini ve ince olmasından dolayı da hemen bitireceğini (191 sayfa) düşünüyorum.  O zaman buyurun alıntılara;
ALINTILAR
“Sen bana yalnızlığı öğrettin, bense yalnızlıkla başa çıkmayı öğrendim.”
***
“Yalnızım bugün de dünden farksız, yine yoksun, yine sensizim.”
***
“Hayatın en güzel günleri,
Daha erken demekle geçer,
Sonrada çok geç olur…”
***
“Yalnızlık annesini kaybetmiş, çıplak ayaklı bir çocuktur.”
***
“Bir çığlıktı yalnızlığım ve hepiniz sağırdınız.”
***
 “Eşin, dostun, ailen ve etrafında o kadar çok arkadaşın olur ama tek bir kişi bile seni anlamaz, bence yalnızlık budur.”
***
“Ben sana aşkımı, sen bana yalnızlığını bıraktın.”
***
“Çok neşeliyim bu aralar ama mutluluktan değil sensizlikten. İçimdeki acı gülücük olarak yansıyor yüzüme altında ne acılar yattığını kimse görmüyor.”
***
“Dost dedim gitti, aşk dedim bitti. Mutluluk istedim o zaten hiç olmadı kısacası yine yalnızlık bana kaldı…”
***
“Bazılarının markasıdır yalnızlık…”
***
“Özür dilerim hayat yine yalnızım.”
***
“Dinleyip de duymamak, sevip de söyleyememek, uzanıp da dokunamamak gibidir yalnızlık…”
***
“Yalnızlık en kötü alışkanlığım…”
***
“Dalga dalga çarpar. Yavaş yavaş, acıtır yüreğinizi…”
***
“Dokunduğu yeri kanatıp, sızım sızım sızlatır bedeninizi elinizden hiçbir şey gelmez ya, işte o acıtır yüreğinizi…”
***
“Beni anlaman mümkün değil çünkü yalnızların dilinden sadece yalnızlar anlar unutma…”
***
“Bazen cennet bazen de cehennemdir yalnızlık…”
***
“Sana en büyük bedduam yalnızlığı yaşayasın…”


28 Eylül 2014 Pazar

Seninle- Alıntılar

ALINTILAR

"Hayatta olman güçlü olduğunu göstermez; nefes almaya devam ediyorsundur. Acıya rağmen yaşamayı öğrenirsen güçlüsündür."
  ***
“Şimdide âşık olmayı beraber öğreniyoruz. Kimsenin ne dediği umurumda değil. Seni seviyorum, gelecekte bizimle ilgili ne olursa olsun seni her zaman seveceğim. Seni seviyorum ve sonsuza kadar da seveceğim.”
***
“Kyle gitmişti o zaman nefes almanın ne anlamı vardı?”
***
“Kyle ölmüştü. Beni kurtarmıştı ama kendisi ölmüştü. Hıçkırıklar yankılandı, yankılandı, yankılandı. Parçalanmış bir kalpten döküldü.”
***
“İçim bomboştu çünkü boşluk acıdan daha iyiydi.”
***
“Hissetmeme müsaade etmedim. Eğer hissedersem kırılacaktım.”
***
“ Yüz, akılda kalan, tanıdık, biçimli, Kyle’ınki gibi acı verici bir şekilde güzel ama daha haşindi. Daha yaşlı, daha sertti. Daha kabaydı. Daha az mükemmel, daha az heybetliydi. Uzunca kabarık, dağınık, yoğun, parlak ve kuzguni siyahtı. Bu Colton’dı. Kyle’ın beş yaş büyük ağabeyi Colton’dı.”
***
“Nell belaydı. Önemli bir hasar almıştı. İki kilometre uzunluğunda bir yük treni gibiydi. Ben de öyleydim.”
***
“Aynı şey değil. Sana acı vermenin benim acıma bir faydası olmaz.”
***

Yüzümü ellerimin arasına aldım. Çok tanıdık, çok sevgi dolu, çok yakındı. Kendimi tutamadım. “ Tam tersi. Seni koruyacağım. Başkalarından ve kendinden. Her zaman.”
***
“Birçok şeysin, Nell Hawthorne. Karmaşıksın. Tatlısın. Sevimlisin. Komiksin. Güçlüsün. Güzelsin.” Duygularla ve kelimelerle mücadele ediyor gibi görünüyordu. Devam ettim. “Istırap çekiyorsun. Canın yanıyor. İnanılmazsın. Yeteneklisin. Uzay kadar seksisin.”
***
“Kendimizi sadece kendimiz iyileştirebiliriz. İyileşmemize izin verebiliriz.”
***
“Öyle bir şey işte. Sen dudağını ısırıyorsun ya, ben o dudağı ağzıma almak ve dondurma gibi emmek istiyorum. Dudaklarını yalamak ve ısırmak, yerde kaybolup nefes nefese kalana, eriyene kadar öpmek  istiyorum.”
***
“Biz birbirimizi anlıyoruz, Nelly. İkimiz de sevdiğimiz birini kaybettik. İkimizin de yaraları, pişmanlıkları ve öfkesi var. Bunu birlikte başarabiliriz.”
***
“Ben sadece sana âşık olmuyorum Nell. Ben seninle aşka düşüyorum. Sen bir okyanussun, ben sana düşüyorum, senin derinliklerinde boğuluyorum. Senin de dediğin gibi bu bir bakıma korkutucu ama aynı zamanda şimdiye kadar yaşadığım en mükemmel şey. Sen şimdiye kadar yaşadığım en mükemmel şeysin.”
***
“Onu bulmak zorundaydım. Lanet olsun, buna mecburdum.”
***
Dudaklarına dokundum. “Şişşt. Seni seviyorum. Daima.”
***
O beni öpüyordu ve ben acıyı unutabiliyordum.
***
Ona âşıkken iyiydim ben.
***

Seninle- Yorum


Nell Hawthorne çocukluk arkadaşı Kyle Calloway'e âşıktır. Aşkları hiç bitmeyecek gibidir. Ancak bir gece Kyle trajik bir kaza sonucu hayatını kaybeder ve bu kaza Nell'i tamamen değiştirir. Kyle'ın cenazesinde Nell, ilk defa Kyle'ın kardeşi Colton'la karşılaşır ve her ikisi de Kyle'ın yokluğunda hayatlarına yeni bir yön çizer. Yıllar sonra bu ikili tekrar karşılaşır; bu sefer bu karşılaşma onları hiç tahmin edemeyecekleri tatlı bir çıkmaza götürecektir.
***
Kyle ile Nell birbirlerinin her bakımından ilkleridir. Birbirlerine deli gibi âşıklardır. Kyle bir gün talihsiz bir kaza geçirir ve ölür. Cenazeye ise ailenin kötü evladı Kyle’nin abisi Colton gelir. Colton ve Nell, Kyle’nin cenazesinde karşılaşırlar ve birbirlerinden çok etkilenirler. Aradan iki yıl geçer fakat Colton ve Nell birbirlerini unutamamışlardır. Bir gün bir parkta Colton ve Nell karşılaşırlar ve… Ne olucak dersiniz? Devamı için kitabı okumalısınız ;)

İnanılmaz bir aşk hikâyesiydi, daha ilk sayfalarından beni kendine bağladı. Kitabın sonunda yer alan ‘Adı Geçen Şarkıların Çalma Listesi’ ne ise bayıldım. Hem ağlattı hem güldürdü. Colton’a âşık oldum. Kesinlikle ama kesinlikle okumanız gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum J


15 Mart 2014 Cumartesi

KİTAP YORUMUM-DUBLİN CADDESİ

DUBLİN CADDESİ YORUMUM
Joss geçmişte genç yaşında birçok şey yaşamış, yazar olmak isteyen bir kızımız Edinburgh'a taşınmaya yeni şehir,yeni ev isteyen bir kız.Ev arkadaşının abisi ise yakışıklı ve bir o kadarda çapkın Branden Carmichael.Dublin Caddesi hayatını değiştiren Joss'un başına neler gelecek?Joss, Branden'ın etkisine dayanabilecek mi?
Tek kelimeyle BAYILDIM!Kitap MUHTEŞEM!Joss'un erkek gibi bir kız oluşu,Branden'ın akıl almaz yakışıklılığı sizi deli edecek.Kitabın bu kadar çok satmasına şaşmamak gerek.Diğer sevdiğim yönleri ise Joss'un yazar olmak istemesi ve tam bir kitap kurdu olması .Branden o bizim mağara adamımız.Ahhh:)
Kitap +18 olabilir ama bu beni Tutkulu Notalar kitabındaki gibi rahatsız etmedi.Anlayacağınız bana göre dozundaydı ama çok rahatsız olan varsa bir şey diyemem.Eğer hala okumadıysanız ; bir kitapçıya koşun ve DUBLİN CADDESİ'ni ALIN!!!

7 Şubat 2014 Cuma

Sabahattin Ali - Kürk Mantolu Madonna * Yorum *




KİTAP TANITIMI:Kürk Mantolu Madonna
Kitabın Adı:Kürk Mantolu Madonna
Yazarı:Sabahattin Ali
Yayınevi:Yapı Kredi Yayınları
Sayfa sayısı:160
"Her gün, daima öğleden sonra oraya gidiyor, koridorlardaki resimlere bakıyormuş gibi ağır ağır, fakat büyük bir sabırsızlıkla asıl hedefine varmak isteyen adımlarımı zorla zapt ederek geziniyor, rastgele gözüme çarpmış gibi önünde durduğum "Kürk Mantolu Madonna"yı seyre dalıyor, ta kapılar kapanıncaya kadar orada bekliyordum."